ASTIM

Astım, kadınlarda daha sık
görülen bir hastalık ve pek çok türü var. Alerjik ve
alerjik olmayan olarak ikiye ayrılıyor. Evcil
hayvanlar, polenler, küfler alerjiye neden olan
maddelerdir. Alerjen bulunmayan türde; nezle, gribal
enfeksiyonlar, soğuk veya kirli hava, sigara
dumanı, parfüm kokusu, gıda katkı maddeleri ve stres
etkili oluyor.
Mesleksel
astım, kişinin çalıştığı ortamda karşılaştığı
etkenlerden ortaya çıkar. Koruyucu maske
kullanımının yararı olabiliyor. Egzersiz astım'ı
efor sırasında ortaya çıkan bir tür deride sıcaklık,
kızarma, kaşıntı ve kuru öksürükle birlikte
seyreder. Egzersizden 4 saat öncesine kadar yemek
yemeyin, ilaç almayın. Çok sıcak ve nemli havada
egzersiz yapmayın.
Gece astımı olan kişiler,
sabaha karşı, öksürük, hırıltı ve nefes darlığı ile
uyanır. Yatak odası bu türde çok önemli. Evcil
hayvanların yatak odasına sokulmaması gerekiyor. Oda ısısının soğuk
olmamasına, yün, yorgan, yastık gibi eşyalarda
akarlarla mücadeleye dikkat edilmeli.
Kronik astım, medikal
tedaviye çok fazla yanıt vermiyor. Bu durumda
özellikle bilinçsiz ilaç kullanmak çok sakıncalı.
Alerjik maddelere dikkat edin. Yiyeceklere bağlı
astımda proteinler ile dondurulmuş gıdalar, ve fastfoodlardaki katkı maddeleri sülfitler rol oynuyor.
Bu yiyeceklerin uzun süre dayanması için kullanılan
sülfitler, krizleri tetikliyor. Aşırı tuz ve alkol
tüketmemeye de dikkat edin. Gastrik astım, mide
içeriğinin yemek borusuna kaçmasıyla oluşuyor. Buna reflü deniyor. Mide fıtığı olanlarda yaygın bir
hastalık. Hafif yiyin ve 3 saatten önce sırtüstü
yatmayın. Astımla mücadelede besinler önemli rol
oynuyor. A, C, E vitamini içeren besinler vücudun
direncini artırıyor.
Astım hastalığı
bebeklikte başlıyor
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi
Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.
Dr. Haluk Türktaş, astımın sadece erişkin değil,
bebeklik dönemi hastalığı haline geldiğini ve
hastalıkta genetik faktörlerin de rol oynadığını
söyledi.
Türktaş, kronik, iltihabi bir havayolu hastalığı
olan astımın, tüm dünyada görülme sıklığının
artmasına karşın, sevindirici unsurun, yeni tedavi
yöntemlerindeki gelişmeler olduğunu belirtti.
Astımın, genel kanının
aksine akciğer kanserinde olduğu gibi sadece
erişkinlerde değil, 1 yaşındaki bir bebekte dahi
görülebildiğine dikkati çeken Türktaş, ''Astım,
çocuklarda yüzde 7, erişkinlerde yüzde 5 civarında
görülüyor'' dedi.
Türktaş, her yıl
ortalama 180 bin astım hastasının
öldüğünü, ancak yeni tedavi
yöntemlerinin umut verici olduğunu ve
hastaların yaşam kalitelerinin
yükseltildiğini ifade ederek, şöyle
konuştu:
''Dünyada astım
hastalığının görülme sıklığı her 10
yılda yüzde 50 artıyor. Yaklaşık 100-150
milyon arasında insanın da astım hastası
olduğu tahmin ediliyor. Batı Avrupa'da
son 10 yıl içinde astımın görülme
sıklığı iki kat artmıştır.
Dünyada astımın yol
açtığı maddi kaybın ise tüberküloz ve AIDS'in toplam
maliyetinden fazla olduğu tahmin ediliyor. Bunun
sadece ABD'deki yıllık maliyeti 6.4 milyar dolardır.
Türkiye'de ise en az yaklaşık 3 milyon astım
hastası
var.''
Genetik Faktörler
Türktaş, astımda genetik
faktörlerin de önemli rol oynadığını, anne ve
babasından herhangi biri astımlı olan bebekte bu
hastalığın görülmesinin diğerlerine oranla 3-5 kat,
hem annesi hem babası astımlı olan bebekte ise 6-7
kat daha fazla olduğunu söyledi. Türktaş, ''Ancak,
bu astımlı her anne babanın çocuğu
astımlı olur
anlamına gelmez'' dedi.
Astımın, zatürree gibi
antibiyotik kullanımıyla tamamen giderilmediğini,
tıpkı şeker hastalığında olduğu gibi sürekli kontrol
altında tutulmasının zorunlu olduğunu ifade eden Türktaş, ancak astımdan korkulmaması ve hastaların
bunu "kabus" olarak değerlendirmemesi gerektiğini
anlattı.
Türktaş, nefes darlığı,
özellikle sabaha karşı yaşanan hırıltılı soluma ve
öksürüğün tipik astım belirtileri olduğuna dikkati
çekerek, özellikle çocuklardaki bu belirtilerin
sıradan bir soğuk algınlığı gibi değerlendirilmeyip
zaman geçirilmeden teşhis edilmesi gerekiyor.
Astım hastalarında
akciğer kanseri riski
İsveç'te yapılan bir araştırma,
astım hastalarının akciğer kanserine yakalanma
ihtimalinin daha yüksek olduğunu ve kadınları daha
fazla tehdit ettiğini ortaya koydu.
Dr. Paulo Boffetta
liderliğindeki uluslararası ekip 30 yılı aşkın bir
süre boyunca 100 binden fazla hastayı izledi.
Hastaların hepsi, astım teşhisinin ardından yakın
takibe alınmış kişilerdi. Araştırmaya, Dünya Sağlık
Örgütü'nün Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı,
Stockholm'deki Karolinska Enstitüsü ve Uppsala
Üniversitesi'nden uzmanlar da katıldı. Sonuçta,
astım ve akciğer kanseri bağlantısının beklenenden
yüzde 58 daha yüksek olduğu belirlendi.
Fransa'nın Lyon kentindeki
Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı'nda görevli Dr.
Paolo Boffetta, araştırma sonuçlarını
değerlendirirken, ‘‘Araştırmalarımızı
derinleştiriyoruz. Astım ve akciğer kanserini
tetikleyen bir mekanizma olabilir. Çevre
faktörlerini, hayat tarzını dikkate alıyoruz ve
sigaranın en önemli etken olduğunu tahmin ediyoruz’’
dedi
Astım da alerjik
hastalıktır
Özellikle bahar
aylarında alerji ve astım, kolkola, aramızda dolaşıp
sağlımızı tehdit ediyorlar.
Böyle bir
benzetme yapmamızın önemli bir nedeni var: Astım da
bir tür alerjik hastalık. Dünya üzerinde milyonlarca
ama milyonlarca kişinin alerji ve de astım sorunu
var. Astım, genellikle çocukluk yıllarında ortaya
çıkıp, bir ömür boyu kurbanlarını rahat bırakmıyor.
Dünyaca ünlü sporcular, sanatçılar arasında astımdan
yakınan pek çok kişiye rastlanıyor. Kurbanlarına güzelim bahar
aylarını zehir eden astımı tanıyalım...
Astım nedir?
Astım, bir alerji türüdür.
Alerjiye bağlı olarak solunum yollarının iç zarının
şişmesi ve sıkışması sonucunda sık sık tekrarlanan
krizlerle kendini belli eder. Krizler, soluduğunuz
bir maddeye karşı aşırı duyarlıkla tetiklenir.
Örneğin bir polen ya da ev-tozu gibi. Bu durumda,
vücut histamin gibi maddeleri salgılar ve solunum
yolu şişerek daralır. Astım krizi sırasında solunum
yolu çevresindeki kaslar sıklaşır, çeperleri şişer
ve sümüksü bir madde salgılanır. Hava kanallarının
giderek daralması öksürüklere ve nefes darlığına
neden olur.
Astımın belirtileri
Astım uzmanları, astım
hastalığının tedavisinde gecikildiği takdirde,
sağlık durumunda ciddi sorunlar yaşanabileceğini ve
de akciğerlerde giderilmesi imkansız sorunların
çıkabileceğini hatırlatıyorlar. Astım belirtileri,
öksürük, göğüste sıkışma, solunumda ıslık sesi ve
nefes darlığı olarak sıralanıyor.
Eğer bir kimse özellikle
geceleri öksürük nöbetleri yüzünden uyumakta
zorlanıyorsa, gün içinde klasik astım belirtileri
türünden atakları oluyorsa doktora muayene
olmalıdır.
Tetikleyicileri iyi tanımak
gerekir
Astım hastalarının, krizleri
tetikleyen nedenleri çok iyi bilmeleri gerekir.
Soğuk algınlığı, virüs
enfeksiyonları, evdeki tozlar, polenler, kediler,
köpekler ve diğer kürklü ya da tüylü hayvanlar,
kirli hava, ani ısı değişmeleri, egzoz ve sigara
dumanı, boyalar, bazı kimyasallar ve hatta
parfümlerin kokusu, egzersiz, heyecanlanma, bağırma,
gülme tetikleyici olabilir. Hastaların kendi
bünyelerini bilerek tetikleyicilerden uzak durması
krizleri önleyecektir.
Çocuklarda
astıma dikkat
Astım,
tedavisi büyük sabır isteyen bir rahatsızlıktır.
Hasta, kriz geçirdiği zaman soluk almakta zorluk
çektiğini zanneder. Bunun sebebi, akciğerlerdeki
küçük hava borularının daralmasıdır.
Gazetelerde yer alan
haberde, birçok ülkede astımlı çocuk sayısının son
20 yılda ikiye katlandığı belirtiliyordu. Sadece
Amerika'da 5 milyon civarında astımlı çocuk
bulunuyormuş.
Nefes almayı zorlaştırdığı
için astım mutlaka tedavi edilmelidir.
Tedavinin ilk şartı
Eğer çocuğunuz her
üşüttüğünde ciğerlerden gelen bir öksürüğe
tutuluyorsa, bu size astım ihtimali sinyallerini
vermelidir. Etkin bir tedavi ile astımlı çocuklar,
egzersiz ve spor içeren aktiviteler ile uğraşabilir,
bunlardan zevk alacak düzeye gelebilirler.
Astım tedavisinin ilk şartı,
astıma sebep olan ortamdan uzaklaşmak, üzülmemek
fazla kilo almamak ve doktorun tavsiyelerine aynen
uymaktır.
Astım krizi nedir?
Ciğerlere hava
taşıyan bronşların iltihaplanıp, şişmesi ile
birlikte kaslar sıkışır ve normalden fazla balgam
üretimi olur. Bunun sonucu olarak da hava yolu
tıkanır ve astımlı hasta nefes almakta zorlanır.
Egzersiz yapıldığında ya da soğuk algınlığı
dönemlerinde kötüleşen astımın belirtileri:
Geceleri fazlalaşan ve
balgam içeren sık öksürük nöbetleri
Nefes darlığı
Hırıltılı soluma
Göğüste sıkışıklık hissi
Eğer çocuğunuzda bu
belirtilerden herhangi birini fark ederseniz mutlaka
doktorunuza danışın. Şiddetli astım krizleri ayrıca
çocukta terleme, göğüste ağrı ve nefes alma
zorluklarına sebep olur, suratta ve dudaklarda
morarmaya, yüksek tansiyona yol açar. Astım
vakalarının sadece küçük bir azınlığı ölüme
sebebiyet vermektedir.
Astıma yol açan
faktörler
Astımın sebepleri
tam olarak bilinmemektedir. Astımı tetikleyen veya
daha da kötüleştiren faktörleri ise şöyle
sıralayabiliriz:
Soğuk hava
Aşırı egzersiz
Sigara dumanı
Küf ve toz
Polenler
Sprey, boya ve kuvvetli
kokular
Aspirin
Hayvan tüyü
Solunum enfeksiyonları
Kükürt gibi besin ilaveleri
Aşırı korku ve heyecan da
astım krizine yola açabilir. Ayrıca bazı aşırı
bronşit sonucu astım krizleri meydana gelebilir.
Astma
tedavisi
“Bende
öksürük, hırıltı, nefeste daralma oluyor. Sık sık
tekrarlıyor. Sabahleyin kalktığım zaman da arka
arkaya hapşırıyorum. Bana ne tavsiye edersiniz?”
Öksürük, hırıltı, nefeste
daralma astma belirtileridir. Dokunan şey ile
karşılaşıldığı zaman bronşlarda daralma, içine sıvı
dolması ve balgam olur. Bunlar da nefeste daralma ve
öksürük nöbetlerine yol açar. Göğüsten düdük gibi
sesler çıkar, dudaklar morarır. Balgam koyu yapışkan
olup çıkarmakta zorluk çekilir. Bol sıvı almalı. Su
en iyi balgam söktürücüdür. Tozlu, dumanlı yerlerde
durmamalı, nefes açıcı ilaçlar almalı. Gerekirse
acilde oksijen ve buhar tedavisi olmalı, serum
takmalı. Sabahleyin sık hapşırmanız ve burun
akıntınızda alerjik nezleden ileri gelmektedir. Hem
astım hem allerjik nezle bünyenizin alerjik olduğunu
göstermektedir. Bunun için bir alerji testi
yaptırmanız, böylece dokunan şeyleri öğrenmeniz iyi
olur. Alerjen maddelerden uzak durmanız mümkün ise
uzak durun. Aksi halde aşı tedavisi olmanız gerekir.
Aşılar hastanın alerjik olduğu maddelere karşı
yapılmakta böylece vücudun duyarsız olmasına
çalışılmaktadır. Aşı tedavisi biraz uzundur. Yüzde
90-95 sonuç alınmaktadır. Bu tedavinin karşısında
olan klinikler de vardır. O zamanda uzun süre ilaç
kullanmanız gerekmektedir. Bu ilaçlar sprey şeklinde
olan kortizon ve nefes açıcı ilaçlardır. Size
tavsiyemiz bir alerji kliniğine başvurmanızdır.
Astım tedavisi imkansız değil
Ev tozları, hayvan
tüyleri, kuştüyü yastıklar, tüylü oyuncaklar, katkı
maddeli gıdalar, sanayi tesisleri bacalarından çıkan
gazlar, sigara dumanı ve egzoz gazları gibi olumsuz
çevre faktörleri astım hastalığının belaları olarak
niteleniyor.
Astımın, zaman zaman
hırıltılı solunum, öksürük, göğüste sıkışma, tıkanma
ve nefes darlığı ile belirti veren hastalık olduğunu
belirten Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi
Dekanı, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı
Başkanı Prof. Dr. Yavuz Coşkun, medeniyet hastalığı
da denilen astımın bütün sebeplerinin henüz
bilinmediğini söyledi.
Prof. Dr. Coşkun, özellikle
çocuklarda; ev tozları, tüylü oyuncaklar, soğuk veya
sıcak hava, katkı maddeli gıdalar ve sigaranın astım
hastalığını tetiklediğini vurguladı.
Alerjik olaylarla gelişen
astımın, solunum yollarında iltihabi bir rahatsızlık
olduğunu kaydeden Prof. Dr. Coşkun, Bu nedenle erken
dönemde tedaviye başlanılmalı. Astım hastalığı arada
bir kesik öksürük nöbetleri ile görüleceği gibi çok
hafif tabloda da seyredebilir diye konuştu.
Astım hastalarına bazen
hastane müdahalesi gerekebileceğine de dikkati çeken
Prof. Dr. Coşkun, şöyle devam etti: Aileler "astım"
denilince çoğu zaman ürküyor. Astım günümüzde çok
iyi tedavi ve kontrol edilebiliyor. Teşhis
konulduğunda anne ve baba kesinlikle ürkmemeli,
neler yapacağını öğrenmeli. Astımlı çocuğun tedavisi
yapılır ve ortam, hastalığın düşmanlarından
arındırılırsa, çocuk sağlıklı çocuklar gibi zihinsel
ve fiziksel bütün aktivitelerde bulunur, normal
yaşamını hiç kesintiye uğratmadan sürdürür.Astım ilacı
hayat uzatıyor
Astım hastaları
tarafından kullanılan ve nefesle içe
çekilen düşük oranda Steroit ilacının,
rahatlatıcı faydasının yanı sıra
hastalarda yaşamı uzattığı saptandı.
Kanadalı bilim adamları Montreal’daki
McGill Üniversitesi’nde, 1975'ten 1991'e
kadar, astım tedavisi gören 30 bin 569
hastayla ilgili bilgiler incelendikten
sonra bu sonuca ulaşıldığını açıkladı.
Bunun yanı sıra, astımdan ölen 66
hastanın bilgileriyle aynı karakteristik
hastalığı gösteren 2681 kişi üzerinde
yapılan araştırmalarda da, günlük
astım
ilacını normal olarak kullanan
hastalarda, ölüm oranının daha az
görüldüğü belirlendi. New England
Journal of Medicine dergisinde yer alan
araştırma raporunda, astım ilacını
kullananlarda, ölüm oranının yüzde 21 az
görüldüğü kaydedildi. Araştırmalarda,
astım ilacını kullanmayı bırakan
hastalarda, üç ay içinde ölüm riskinin
tırmandığı görüldü.
Astım, öksürük,
hırıltı, nefes darlığı ile seyreden bir
hastalıktır. Alerjik bünyeli kimselerde
sık rastlanır. Kronik seyirli olup bazı
akciğer hastalıkları da astımı taklit
edebilir. İrsi geçişi vardır. Ateş
olmaz. Astım krizinde göğüsten düdük
gibi sesler gelir. Hasta nefes almakta
zorlanır. Göğüs kafesi inip inip kalkar.
Koyu ve yapışkan bir balgam meydana
gelir. Bunu çıkarmakta zorlanır. Astım
bulaşıcı bir hastalık değildir. Ataklar
dışında fazla bir sıkıntı vermez. Bu
hastaların göğüs hastalıkları uzmanına
muayene olması, solunum fonksiyon testi
ile alerji testi yaptırması iyi olur.
Ayrıca tanıda tüberküloza dikkat etmeli.
Alerji testi sonucunda dokunan şeylerden
aşı hazırlanabilir. Aşı tedavisi ile
hastalıktan kurtulmak veya şikayetlerin
azalması mümkündür. Öksürük, hırıltı,
nefes darlığı olan kimselerin
Hastanelerin Göğüs Hastalıkları ve
Alerji bölümlerinde muayene olmasını,
testlerini yaptırmalarını tavsiye
ederim.
Gebelikte astım
Ataklar halinde gelen
solunum sıkıntısı, akciğerlerde sekresyon ile
seyreden solunum sistemi hastalığıdır. Hastalığın
nedeni alerjik, psikolojik ya da psiko-alerjiktir.
Genellikle gebelikten önce ortaya çıkar. Ancak
gebeliğin astım üzerindeki etkisi vakadan vakaya
değişmektedir. Bir kısım gebelerde ataklar
sıklaşmakta, bir kısmında ise herhangi bir
değişiklik olmamaktadır.
Astım çok şiddetli olmadığı
sürece gebelik üzerinde olumsuz bir etkisi yoktur.
Ancak çok şiddetli vakalarda erken doğumlara, bebek
büyüme geriliğine neden olabilir. Astımlı hastalara
alerjenlerden sakınmaları söylenir. Astımlı
kişilerde psikojenik desteğin çok büyük önemi
vardır. Bazı astımlılarda asmatik tepki küçük
çocukluktaki baskılara karşı bir protesto olarak
ortaya çıkmakta, bazen de itiraf edilmemiş karışık
durumların yansıması olabilmektedir. Basit
sakinleştirici ilaçlar bazı hastaların astım
nöbetlerinden tümüyle kurtulmasını sağlamaktadır.
Astımı olan gebeler nöbetler esnasında mutlaka
hastaneye başvurmalıdır.
Astımın tedavisi
için eğitim şart
Astım
hastalarını bilinçlendirmek için “Bir
nefes, bir insan” adı altında yeni bir
proje başlatıldı. Toraks Derneği ve
Merck Sharp & Dohme’nin desteğiyle
gerçekleşecek proje, hem astım
hastalarını, hem de hekimleri
bilgilendirmeyi amaçlıyor.
Hacettepe Tıp Fakültesi Göğüs
Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Fuat Kalyoncu ve Cerrahpaşa
Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana
Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Bilun
Gemicioğlu, proje hakkında ayrıntılı
bilgi verdiler. Gün geçtikçe artan hava
kirliliği sonucu astım hastalığının
arttığını belirten Gemicioğlu ve
Kalyoncu, “Astım hastalığının tedavisi
gelişen teknoloji sayesinde daha kolay
olmaktadır. Ancak tedavi programının
başarıyla uygulanabilmesi için hem
hastanın eğitilmesi, hem de hekimin
işbirliği gerekmektedir.” dediler
Mağarada
astım tedavisi
Romanya’nın başkenti Bükreş’te
bulunan Sindromania Sağlık Merkezi’nde astım
hastaları, yerin 220 metre altında bulunan Salin
Oditoryumu’nda tedavi ediliyorlar. Sağlık
Merkezi’nin Başdanışmanı Dr. Laviniu Munteanu, 3
haftada astım hastalarına nasıl nefes almaları
gerektiğini öğrettiklerini söyledi. Doktor
gözetiminde günde 4-6 saat bu mağarada kalan
hastaların astımlarının hafiflediğini belirten Dr.
Munteanu, bu sayede hastaların kullanmakta oldukları
ilaçların da azaldığını söyledi. Dünyanın dört bir
tarafından gelen astım hastalarının kendilerine
başvurduğunu kaydeden Dr. Munteanu, merkezin 1970
yılından beri aktif olarak kullanıldığını ve yıllık
100 bin kişiye hizmet verebildiklerini kaydetti.
Astım, öksürük, hırıltı,
nefes darlığı ile seyreden bir hastalıktır. Alerjik
bünyeli kimselerde sık rastlanır. Kronik seyirli
olup bazı akciğer hastalıkları da astımı taklit
edebilir. İrsi geçişi vardır. Ateş olmaz. Astım
krizinde göğüsten düdük gibi sesler gelir. Hasta
nefes almakta zorlanır. Göğüs kafesi inip inip
kalkar. Koyu ve yapışkan bir balgam meydana gelir.
Bunu çıkarmakta zorlanır. Astım bulaşıcı bir
hastalık değildir. Ataklar dışında fazla bir sıkıntı
vermez. Bu hastaların göğüs hastalıkları uzmanına
muayene olması, solunum fonksiyon testi ile alerji
testi yaptırması iyi olur. Ayrıca tanıda tüberküloza
dikkat etmeli. Alerji testi sonucunda dokunan
şeylerden aşı hazırlanabilir. Aşı tedavisi ile
hastalıktan kurtulmak veya şikayetlerin azalması
mümkündür.
Astım tehdit ediyor
Hacettepe
Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları
Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fuat Kalyoncu,
ülkemizde teknolojiye bağlı olarak insanları
etkileyen astım hastalığının gün geçtikçe arttığını
belirterek, “Türkiye’de yaklaşık 4 milyon astımlı
olduğu tahmin edilmektedir. Ağır astımlı sayısı ise
yaklaşık 750 - 800 bindir. “ dedi.
Prof. Dr. Kalyoncu,
Swissotel’de dün yapılan “Astım ve Yeni Tedavi
Yöntemleri” konulu toplantıda yaptığı konuşmada,
astımın, uygun kalıtımsal zeminde çeşitli çevre
faktörlerinin etkisiyle ortaya çıktığını ifade etti.
Astım hastalığının gelişmiş batı ülkelerinde daha
fazla etkili olduğunu belirten Prof. Kalyoncu,
gelişmemiş Afrika ülkeleri ile Eskimolar’da ve
birçok Asya ülkesinde, yüz kişiden birinde
görüldüğüne dikkat çekti. Prof. Dr. Kalyoncu, bu
hastalığın ülkemizde çocukluk döneminde erkeklerde,
erişkin dönemde de bayanlarda daha sık görüldüğünü
açıkladı. Prof. Dr. Kalyoncu, şehir yaşamı, evde
sigara içilmesi ve kedi - köpek gibi hayvanların
beslenmesi, bebeklikte emzirilmeme ve ailede astımlı
bulunmasının önemli risk faktörleri arasında yer
aldığını ifade ederek, şöyle dedi: “Türkiye’de
çocuklarda bölgesel farklılık göstermesine karşılık
özellikle Karadeniz bölgesinde daha fazla
görülmektedir. Astım ülkemizde çocuklarda yüzde 3 -
8, erişkinlerde yüzde 2 - 5 civarında görülmektedir.
Türkiye’de yaklaşık 4 milyon dolayında astımlı
olduğu tahmin edilmektedir. Ağır astımlı sayısı ise
750 - 800 bindir.” Bu sayının ülkemiz için çok fazla
olduğunu da belirten Prof. Kalyoncu, çevresel
etkilerin ülkemizde insan sağlığını tehdit ettiğine
de dikkat çekti.
Prof. Dr. Bilun Gemicioğlu
da, astımın solunum yollarının aşırı duyarlılığından
kaynaklanan bir rahatsızlık olduğuna dikkat çekerek,
bu duyarlılığın çeşitli çevresel uyarılar ile hava
yollarında daralmaya ve sürekli iltihaba yol
açtığını kaydetti. Prof. Dr. Gemicioğlu, hastalığın
hırıltılı solunum, göğüste sıkışma ve baskı hissi,
nefes darlığı ve öksürük gibi belirtilerle ortaya
çıktığını anlattı. Prof. Dr. Gemicioğlu astımın
tedavisi için şunları söyledi.”Hastalığı başlatan
etkenlerden sakınılması, astım belirtilerinin nasıl
seyrettiğinin, nasıl ilerlediğinin kaydedilmesi ve
belirtilerde bir değişiklik görülmesi halinde ne
yapılması gerektiğinin bilinmesi ile ilaçların doğru
ve düzenli kullanılması gerekir”
Astımlı gülmesin
Avustralyalı
araştırmacılar, gülmenin astımlı çocuklarda solunum
farklılıkları oluşturarak astım nöbetine sebep
olabildiğini açıkladı. New South Wales
Üniversitesi’nde, hastaneye başvuran 500 astımlı
çocuk üzerinde yapılan araştırmada, deneklerde
belirlenen astım nöbetinin 3’te 2’sinin, gülme,
gıdıklanma ve neşelenme sonucu meydana geldiği
belirlendi. Neşelenme ve gülme sonucu meydana gelen
nöbetin, egzersiz veya duman etkisi sonucunda
meydana gelebilen nöbetlerden daha sık görüldüğü
kaydedildi.
Kahkaha
yasak
Gülme sonucu nöbetin, kalıcı
etki ortaya koyabildiği ve çocuklarda astım
hastalığının kontrolünü güçleştirdiği kaydedildi.
Araştırmacılar, astımlı
çocukların hastalığın kontrolünü güçleştirecek
şekilde neşelenmekten kaçınmalarını, fakat, bunun
asık suratlı dolaşmak anlamına da gelmediğini
belirtti.
Bahar Hastalıkları
Uzmanlar, havadaki ani
ısınmanın hastalıklara davetiye çıkardığını
belirterek, vatandaşları dikkatli olmaları konusunda
uyarıyor. Gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı
hastalık riskini artırıyor. Bu dönemde en çok gribal
enfeksiyonlar ve üst solunum yolları hastalıkları
gözleniyor. Hastalıklardan korunmak için hem giyim
kuşama, hem de düzenli ve sağlıklı beslenmeye dikkat
edilmesi gerekiyor.
KİMLER
DAHA HASSAS?
Bahara geçişte adaptasyon
sorunu yaşamamak için de bol vitaminli diyet
öneriliyor. B ve C vitaminlerinin alınması
tavsiyelerin başında geliyor. Yapılan araştırmalara
göre, polen mevsiminde doğan çocuklarda, yani Koç ve
Boğa burcunda olanlarda, polen alerjisinin daha sık
görüldüğü bildiriliyor.
Bahar
hastalıkları tetikliyor
Özellikle
romatizma, astım, kalp, mide ülserleri ve
hipertansiyon gibi rahatsızlıkları bulunanların
ısınan havaya dikkat etmesi gerektiğini söyleyen
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana
Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim
Küçükusta, bahar aylarında hava sıcaklığına bağlı
olarak insan metabolizmasında oluşan değişikliklerin
yorgunluğa yol açtığını anlattı. Prof. Dr. Küçükusta,
özellikle polenlere bağlı astım rahatsızlığı
olanların sabahın erken saatlerinde, kuru ve
rüzgarlı havalarda daha dikkatli olmalarını ve
polenlerin bulunduğu ortama uzak kalmalarını tavsiye
ediyor.
Bol sebze
tüketin
Bahar aylarında
vücudun ihtiyaç duyduğu B ve C vitaminleriyle
potasyum barındıran sebze ile meyvelerin bol bol
tüketilmesini tavsiye eden Prof. Dr. Küçükusta,
“Günde ortalama üç litre su içilmeli. Ayrıca, mümkün
olduğunca rahat ve stressiz bir uyku uyunmalı ve her
sabah en az 5 dakikalık bir yürüyüş yapılmalıdır”
dedi. Zihinsel yorgunluk, algılamada zorluk,
dikkatte azalma, iştahta azalma veya artma,
isteksizlik, halsizlik, sabahları yataktan kalkmak
istememe ve uykuya eğilim şikayetleriyle kendini
hissettiren “bahar yorgunluğu”; midede fazla asit
salgılandığı için gaz, yanma ve ekşime gibi
belirtiler de veriyor. Vücuttaki histamin ve
seratonin dengesi bozulduğunda buna bağlı kaşıntı,
baş ağrısı gibi alerjik olayların da
görülebileceğini söyleyen Prof. Dr. Küçükusta,
“Kalp, tansiyon hastalarında çarpıntı ortaya
çıkabilir. Nem artacağından romatizmal şikayetlerde
artış olabilir” diye konuştu.
Havayı takip
edin
Türkiye’de 5
milyon astımlı olduğunun tahmin edildiğini söyleyen
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk
Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr.
Elif Dağlı, “Hastalar hava ile ilgili değerlerin
sabit olduğu yaz ve kış günlerinde daha rahat
ederler. Buna karşılık, sonbahar ve ilkbaharda
olduğu gibi hava sıcaklığının aniden azalması,
atmosfer basıncındaki değişiklikler, rüzgar,
fırtına, sis astım krizine yol açan önemli
faktörlerdir” şeklinde bilgi verdi. Öksürük,
hırıltılı solunum, göğüste sıkışma ve solunum
güçlüğü şikayetleriyle gözlenen astıma karşı Prof.
Dr. Dağlı, astımın polenlerin dışında sigara dumanı,
toz gibi etkenlerle karşı karşıya kalındığında
arttığına dikkat çekti.
Nefes darlığı tedavisi
Tıpta “Dispne” olarak
isimlendirilen bu rahatsızlıkla, hızlı nefes alıp
vermeyi karıştırmamak gerekir. Spor yaptıktan,
koştuktan veya yorucu bir işten sonra nefes darlığı
hissetmek normal sayılmalıdır. Ancak herhangi bir
sebep yokken ortaya çıkan nefes darlığı şikayetleri
mutlaka ciddiye alınmalıdır. Bronşit, zatürree,
astım, tüberküloz gibi akciğer hastalıkları ile
kansızlık, kalp hastalıkları, aşırı şişmanlık,
tiroid bezinin büyümesi ve alerjik faktörler nefes
darlığına sebep olabilir.
Gebelikte
astım
¥ Astım hastasıyım, gebe
kalınırsa problem artar mı?
Astım hastalarında solunum yolları aşırı duyarlıdır ve çok
değişik uyaranlarla kolayca daralmaktadır. Bunun
sonucu öksürük; hışıltılı solunum, göğüste sıkışma
ve nefes darlığı gibi semptomlar ortaya çıkmakta ve
bu durum geceleri daha da şiddetlenmektedir. Önceden
tespit mümkün olmasa da gebelerin 1/3’ünde daha
iyiye, 1/3’ünde daha kötü, 1/3’ünde de değişmeden
seyrettiği bilinmektedir. Gebelikte ilaç
kullanımının neticeleri bebek yönünden iyi
bilinemese de ilaç kullanım en akılcı yoldur. Çünkü
astımlı gebelerde kontrol altına alınmayan astıma
bebek için ilaçlardan daha büyük bir tehlike
oluşturmaktadır.
Parasetamol astımı azdırıyor
Düzenli olarak, parasetamol
içeren ağrı kesici kullanan kişilerde astıma bağlı
şikayetler artıyor.
Araştırmacılar 12 ay boyunca,
664 astımlı hasta ve 910 astımı olmayan kişi
üzerinde aspirin ve parasetamolün etkilerini
inceledi. Araştırmaya katılan kişilerin yaşları 16
ila 49 arasında değişiyordu.
İngiltere Halk
Sağlığı Bilimleri Departmanı ve Guy’s, King’s and St.
Thomas’s School of Medicine tarafından yapılan
araştırmalara göre, her hafta düzenli olarak
parasetamol içeren ağrı kesiciler kullanan kişilerde
astıma yakalanma oranı yüzde 80 artıyor. Her gün bu
tür ilaç kullananlarda ise oran iki katından da
fazla.
Ancak araştırmayı yapan bilim
adamları astım hastalarının aspirin gibi başka ağrı
kesicilere yönelmesinin de riskli olduğunu
bildiriyorlar. Keza non-steroid enflamatuar türü
ilaçlar da risk faktörü. Her iki tür ilaç da ciddi
reaksiyonlara sebep olabiliyor. Parasetamol, bu
ilaçlara alternatif olarak sunulmaktaydı bir süreden
beri.
Aspirin de
zararlı
Düzenli parasetamol kullanımın,
mevcut astımın kötüleşmesine ve 'rinitis' olarak
bilinen burun iltihabına da olumsuz etkileri olduğu
saptandı.
Araştırmacıların saptamalarına
göre sürekli parasetamol içeren ilaç kullanımı
solunum yollarını açık tutan ve antioksidan
glutation maddesinin miktarında azalmaya neden
oluyor. Bu maddenin zararlı maddelere ve serbest
radikallere karşı akciğerleri koruduğu da sanılıyor.
Serbest radikaller vücut dokularına zarar veren
yüklü partiküller. Astımlı kişilerin akciğerlerinde
serbest radikallere yüksek miktarlarda rastlanıyor.
Araştırmacıların üzerinde
durdukları önemli bir konu ise halen güvenli bir
alternatif olduğundan dolayı parasetamol kullanan
hastaların aspirin ve non-steroid enflamatuar türü
ilaçlara yönelmesinin riskli olabileceği. Ama eğer
mümkünse astım hastalarının parasetamollü
ilaç
kullanımını azaltmalarını salık veriyorlar.
Araştırmanın sonuçlarının sadece yetişkinleri
ilgilendirdiği, çocuklarda bu konuya ilişkin bir
araştırma yapılmadığı ise önemli bir ayrıntı.
Ev hayvanları
çocuklarda astım yapıyor
ABD'li bilim adamları,
evlerde beslenen hayvanların çocuklarda astım
hastalığına neden olduğunu saptadı. Cincinatti Çocuk
Hastanesi'nde, 6 yaşın altındaki 8 bin 257 çocukla
ilgili bilgileri değerlendiren araştırmacılar, bu
çocukların yüzde 6'sında astım hastalığını
belirledi. Yapılan araştırma, hayvanlara karşı
alerjisi olan çocuklarda astım hastalığı riskinin
24'e katlandığını gösteriyor. Sigara içilen ve gaz
sobalarıyla ısıtılan evlerde yaşayan çocukların, bu
etkilerin altında olmayan çocuklara göre, iki kat
daha fazla astım hastalığına yakalanma riski
taşıdıkları da belirlendi. Adı geçen risk
faktörlerinin şimdiye kadar bilindiğini belirten
bilim adamları, yapılan yeni araştırmayla, bu risk
faktörlerinin ortadan kaldırılmasının, astım
hastalığı riskini azaltacağını ortaya koyduğunu
söylediler
Dikkat! Astım atağa kalktı
İlkbahar, astımlılara sıkıntılı
günler yaşatıyor. Mevsime bağlı olarak bir yandan
havadaki nemin artması, ev akarlarının üremesi için
ideal ortam meydana getirirken, diğer yandan
polenlerin ortaya çıkması alerjik reaksiyonlara ve
astımın depreşmesine yol açıyor. Ancak uzman
kontrolünde uygun ilaçlarla alerji ve astımın, bahar
aylarını zehir etmesi önlenebiliyor. Astıma Karşı
Küresel İnisiyatif adlı uluslararası grubun 1998
yılında aldığı karara göre, astım ve üst solunum
yolu alerjilerinde en önemli tedavi yöntemi olarak,
yine solunum yoluyla alınan spreyler kabul ediliyor.
İstanbul Tıp Fakültesi Göğüs
Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof Dr. Feyza
Erkan, polen alerjisi olan hastalarda çim ve çayır
polenlerinin havadaki yoğunluğunun artması
nedeniyle, özellikle üst solunum yolu alerjilerinin
görüldüğünü söyledi. Burunda kaşınma, akma hissi
veya tıkanıklık, gözlerde yaşarma, kaşıntı, hapşırık
nöbetleri ve daha ileri durumlarda hava yollarında
tıkanıklık ve nefes darlığı nöbetleri ortaya
çıktığını belirten Prof. Dr. Erkan, ‘‘Aynı gün
içinde bir sıcak bir soğuk hava yaşanması, üşütme,
soğuk algınlıklarına yol açıyor. Soğuk algınlığı
virüsü de astım şikayetlerini artırıyor’’ dedi.
İlaçların kullanımı
önemli
Alerji ve astıma karşı
uygulanan tedavinin koruyucu ve oradaki alerji
nedeniyle oluşan iltihabı tedavi edici etkisi
bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Erkan, ‘‘Ancak
solunum yoluyla alınan ilaçların düzenli ve sürekli
kullanılması gerekir. Bu ilaçlar sadece şikayet
olduğu zaman alınacak ilaçlar değil. İhtiyaç halinde
alınacak solunum yollarını açan tipte olanları da
var. Bunlar diğerleri gibi düzenli kullanım
zorunlulukları olmayan, ihtiyaca göre ayarlanan
ilaçlar. Hekim hastasına bu ilaçlardan hangi dozda
alacağını tavsiye eder’’ dedi.
Astım krizlerine
yardımcı olun
Son yıllarda astım
hastalarının sayısındaki artış, tıp dünyasında da
endişeyle izleniyor. Bir yakınınız astım krizi
geçirirken sizin doktora haber vermeniz yeterli
olmaz.
Astım krizinin en az zararla
geçiştirilmesini sağlamalısınız. Astım krizi
geçirmekte olan kişinin yanında siz paniğe
kapılmayıp, soğukkanlılıkla onun ağır ağır ve derin
nefes almasını sağlayın.
Astımlı hastanın kriz
sırasında hafifçe öne eğilmesini sağlayın. Eğer üç
dakika içinde kriz geçmezse, hava verici aygıtını
kullanmasına yardım edin. Eğer kriz çok şiddetliyse,
hasta konuşamıyorsa ve de hava vericisini kullanmaya
başladığı halde durumunda bir iyileşme yoksa, hemen
bir hastaneye götürün. Hasta kendini kaybederse,
hastaneye gitmeden önce, ona hayat öpücüğü vermeyi
deneyin.
Astımlılar spor yapabilir mi?
Alerjik etkenlere bağlı olarak
solunum yolları daraldığı için, sizin durumunuzda
olanlar diğerlerine göre daha kolay yorulurlar. Bu
nedenle müsabaka sporu yapmaları doğru değildir.
Bunun yerine kondisyonunuzu artıracak tarzda aerobik
sporlardan birini seçebilirsiniz. Hangi sporu
yapmanız gerektiğine sizi tedavi eden doktor karar
vermeli. Ancak mektubunuzdan anladığım kadarıyla
sizi takip eden, tedavinizi durumunuza göre
düzenleyen bir doktor da yok. Size tavsiyem akciğer
hastalıkları konusunda uzman bir doktora ya da
kliniğe bağlanarak devamlı kontrol altında
kalmanızdır.Yılda bir kez kontrol olun
Astımlı çocuklar da spor yapabilir
Aileleri
yanlarında bulunmayan ve doktor gözetiminde tutulan
çocuklar günde 2 saatten fazla başta yüzme olmak
üzere spor yaparak ‘‘doğru ve düzenli tedavi ile
sağlıklı ve aktif bir yaşam sürdürebilmek mümkün’’
mesajını verdi. Kamp sorumlusu Uludağ Tıp Fakültesi
Çocuk Alerji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nihat
Sapan, özellikle yüzmenin astımlı çocuklar için
ideal bir spor olduğunu söyledi. Prof. Sapan, Merck
Sharp Dohme İlaç Firması tarafından desteklenen,
Bursa İznik'de DSİ Sosyal Tesisleri'ndeki kampta,
çocuklara sabah ve akşam solunum fonksiyon testleri
yapıldığını ve gözetim altında tutulduklarını
belirtti. Türkiye'de çocuklarda en sık görülen
kronik hastalık astım ve 2 milyon
astım hastası
çocuk bulunduğu tahmin ediliyor.
Astımlı hastalar
tedaviye inanmıyor
Astımlı hastaların yüzde
50'si hastalığının kontrol altında olduğuna
inanmıyor. Hastaların bu düşüncesini hasta
yakınlarının yüzde 62'si de paylaşıyor. Araştırmaya,
756 astım hastası, 728 hasta yakını ve 833 hekim
katıldı. Lund Üniveristesi Solunum Hastalıkları
Alerji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Leif
Bjemer, 900 astım hastasıyla yapılan COMPACT ve 33
ülkede 1200 astım hastası ile yapılan IMPACT
çalışmaları sonunda ‘‘montelukast’’ etken maddesinin
hastaların yaşam kalitesini artırdığının
belirlendiğini söyledi. Prof. Dr. Bjemer, geleneksel
olarak hastalığın ileri safhalarında kortizon
dozunun artırıldığını vurgulayarak şunları söyledi:
‘‘Yaptığımız klinik
çalışmalar sonunda montelukast etken maddesinin
tedaviye eklenmesinin, astım hastasının yaşam
kalitesini etkileyen atakların ortadan kaldırılması
bakımından, kortizon içeren ilaçların dozunun iki
katına çıkarılması kadar etkili olduğunu ve daha
hızlı etki gösterdiğini belirledik.’’
Astım krizleri
Astım krizi nedeniyle hastaneye
yatırılan yetişkinlerin dörtte üçünü kadınlar
oluşturuyor. Hastanede yatan ve yaş ortalaması 28
olan, 182 kadınla yapılan bir çalışmada, kadınların
adet dönemlerinde hastaneye başvurdukları ortaya
çıkmış.
Tüp gaz astıma neden
oluyor
Çocuklarda görülen gaz
sancıları, egzama, gıdalara özellikle yumurta ve
süte karşı hassasiyetin, alerjik olabileceğini
belirten uzmanlar, bu alerjilerin çocuklarda astıma
yol açabileceğini açıkladılar.
UCB Pharma ilaç firması,
alerji tedavisinde kullanılan yeni kuşak
antihistaminik ilacı 'Zyrtec'i
hekimlere tanıtmak üzere toplantı düzenledi.
Toplantıda alerji konusunda araştırmalar yapan bilim
adamları, İngiliz Chase Farm Hospital Pediatri
Bölümü adına Dr. Ian
Pollock, İngiltere
Aberdeen Üniversitesi öğretim görevlisi Dr.
Garry Walsh
ve Cenova Üniversitesi
öğretim görevlisi Prof. Dr. Walter
Canonica
görüşlerini açıkladılar.
'Atopik Çocuğun Erken Tanı ve Tedavisi'
konulu toplantıda konuşan
Dr. Ian Pollock,
13 Avrupa ülkesinde
55 merkezde yürütülen ETAC (Atopik Çocuğun Erken
Tedavisi) araştırması hakkında bilgi verdi. Dr.
Pollock
yaptıkları araştırmada ele
aldıkları, gündelik hayatta alerji hastalığı bulunan
çocukların astıma yakalanmasında neden olan
etkenleri sayarken, sanayi bölgelerine yakınlık,
evde sigara içilmesi, evde tüp gaz kullanılması,
duvardan duvara halılar ve evde hayvan beslenmesi
gibi etkenlerin dikkate alındığını bildirdi.
4 milyon astımlı
Astım çocuklukta erkeklerde,
erişkinlikte kadınlarda görülüyor.
Hırıltılı hışıltılı soluma,
göğüste sıkışma veya baskı hissi, nefes darlığı ve
öksürük. Bunlar birçok hastalığın belirtisi
olabilir. Yakınmalar tekrarlayıcı, nöbetler halinde
ise; genellikle gece ya da sabaha karşı ortaya
çıkıyorsa; kendiliğinden ya da ilaçla kayboluyorsa;
mevsimsel değişkenlikler gösterse de alerji, ilaç,
egzersiz ve virüs enfeksiyonları gibi bazı
faktörlerle tekrar ortaya çıkıyorsa; o zaman astıma
yakalandınız demektir.
Kalıtımsal ve çevre
faktörlerinin etkisiyle ortaya çıkan bir hastalıktır
astım hastalığı. Hastalığı toz, polen gibi alerjik
maddeler, kedi-köpek tüyü gibi hayvansal alerjenler,
hava kirliliği, tekrarlayan soğuk algınlıkları,
mesleki etkenler, ilaçlar, besinler ve duygusal
faktörler tetikler.
Peki hastaya ne olur? Ağız ve
burundan başlayıp nefes borusu ile devam eden yolun
adı hava yolu. Astım krizinde buradaki kaslar
kasılır. Mukoza damarlardan dışarı sızan sıvı ve
aşırı hücre birikmesi ile şişer. Salgı bezlerinden
sümüksü bir salgı (mukus) salınır.
Astımlılarda hava yollarında
mikrobik olmayan bir iltihap hep vardır. Bu iltihap
bronşların iç yüzünü döşeyen örtüyü hasara uğratır.
Bu bölgedeki sinir uçları açığa çıkar ve solunum
yolları tüm uyarılara aşırı duyarlı hale gelir.
Ve hasta nefes darlığı çekiyor.
Solunum yollarını genişletme tedavisi ise zaman
zaman yetmiyor. Son olarak astımın hava yolu
duvarında şişme, kızarıklık, salgı gibi mikrobik
olmayan iltihabın yok edilmesi ile tedavi
edilebileceği ortaya çıktı.
ASTIMLI ÇOCUK
FAZLA
Astıma dünyada en sık
gelişmiş batı ülkelerinde rastlanıyor. Avrupa'nın
beş ülkesinde 650'ye yakın aile ile yapılan
araştırmaya göre; her dört aileden biri astımlı
çocuklarına verilmesi geren ilaç ile astım nöbetini
durdurucu ilaç arasındaki farkı bilmiyor.
İyileştirici ilaçların hastalığı kontrol eden
ilaçlardan daha fazla kullanıldığı da araştırma
sonucunda bulunanlar arasında.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO)
astımı günümüzde çocuklukta görülen hastalıkların en
yaygını olarak tanımlıyor. Raporlarda dünyada her 10
çocuktan birinin astımlı olduğu vurgulanıyor.
Yetişkinlerde bu oran yarıya iniyor. Hastalığın
yaygınlaşma nedenleri ise henüz kesin olarak
bilinemiyor. Neyse ki Avrupa Alerji ve Klinik
İmmunoloji Akademisi'nin (AAKIA) araştırmasında 10
astımlı çocuktan dördünün hastalıklarını kontrol
altında tutan ilaçları düzenli aldığı tespit
edilmiş.
DÜZENLİ TEDAVİ
Astımlı hasta sayısı
ise son 30 yılda hızla arttı. Görülme sıklığı
ülkeden ülkeye değişiyor. Avustralya ve Yeni
Zelanda'da yüzde 10; Güneydoğu Asya, Kuzey Amerika
Kızılderilileri ve Eskimolarda ise yüzde birden az
görülüyor.
AAKIA tarafından temmuz ayında
Brüksel'de düzenlenen bir toplantıda uzmanlar,
astımın akciğerlerde bırakacağı hasarı azaltmak için
tedavinin düzenli yapılması gerektiğini bildirdi.
Toplantıda konuşma yapan Global Astım Girişimi
Başkanı Prof. Dr. Jean Bosquet de ailelerin desteği
olmadan astımlı çocukların doğru tedavi
edilemeyeceğini söyledi.
Türkiye'de astım çocukluk
döneminde yüzde 2.8-9.8 arasında değişirken
erişkinde yüzde 5'in altında. Sahil kesimlerinden en
sık Karadeniz Bölgesi'ndeki çocuklarda görülüyor.
Türkiye'de de şehirde yaşamak, evde sigara içilmesi
ve kedi-köpek gibi hayvan beslenmesi, bebeklikte
emzirilmemek, ailede astımlı akraba olması önemli
risk faktörlerinden. Çocuklukta erkeklerde, erişkin
dönemde kadınlarda daha sık görülüyor.
ASTIMA DİKKAT
Astımlı hastalarla
ilgili illerin üçte ikisi hakkında çalışmalar var.
Çocuklarda astım bölgesel farklılık göstermek üzere
yüzde 3-8, erişkinlerde 2-5 civarında. Türkiye'de
yaklaşık 4 milyon dolayında astımlı tahmin ediliyor.
Ağır astımlı sayısı ise yaklaşık 750-800 bin kişi.
Türkiye'de astım hastalarının
çoğu öksürük, nezle, grip, nefes darlığı şikayetleri
ile öncelikle pratisyen hekime başvuruyor. Göğüs
hastalıkları uzmanlarına gelen astımlı hastaların
yüzde 80'i pratisyen hekimler tarafından sevk
ediliyor. Almanya'daki Türk çocuklarında astım
sıklığı Alman çocuklara göre belirgin olarak daha
az. Belçika ve İsveç'te erişkin Türk göçmenlerde ise
bu hastalık Türkiye'den daha sık ve problemli olarak
ortaya çıkıyor.
ASTIMI KONTROL ET
Hastalığı başlatan etkenlerden
mümkünse uzak durun.
Astımın nasıl seyrettiğini,
ilerlediğini kaydedin.
Belirtilerde bir
değişiklik görülmesi halinde ne yapmanız gerektiğini
öğrenin.
İlaçlarınızı doğru ve
düzenli kullanın.
Bir nefes bir insan
Toraks Derneği Astım Çalışma
Grubu'nun astımlı hastalar ile ilgili sayısal
verilerdeki eksikliği gidermek amacıyla 11 ilde, 3
bin 300 hekim ve hastayı kapsayacak ‘‘Bir Nefes Bir
İnsan Projesi’’ halen devam ediyor. Bu proje ile
Türkiye çapında 8 bin kişiye ulaşılarak astım
konusunda bilinçlendirilecek. Şu anda
astım tedavisi
gören ve düzenli ilaç kullanan hastaların 1/4'ünde
ataklar, 1/3'ünde gece nöbetleri devam ediyor. Yine
1/3'ü günlük işlerinde astıma bağlı sorunlar
yaşıyor. Ve tedavi ile tüm şikayetlerin ortadan
kaldırılacağını bilmiyorlar.
Astım sürekli tedavi
ister
Astım, solunum yollarının
alerjik bir hastalığıdır. Nasıl ki cildimizde bir
alerji oluştuğunda kızarıklık ve şişlik ortaya
çıkarsa, solunum yolları da alerji yapan bir madde
ile karşılaştığında kızarır, şişer ve salgısını
arttırır. Bu da solunum için gerekli olan havanın
giriş-çıkışını zorlaştırır. Bu durumda hasta, nefes
darlığı ve öksürükten şikayet eder. Hastalığın
belirtileri, solunum yolunun içindeki reaksiyonun
şiddetine bağlıdır. Astım tedavisi için ilaçların
sürekli kullanılmaları gerekir. Kullanılması gereken
ilaçları ve bunların hangi dozlarda
kullanılmalarının gerektiğini, hastayı muayene eden
doktor belirler. Hastanın da alerji yapan
maddelerden mümkün olabildiğince uzak durması
gerekir. Örneğin, keskin koku, toz, duman, sis,
çiçek tozu (polen) astımı olan kişilerin çoğunu
rahatsız eder. Hastanın nelere karşı alerjisinin
bulunduğunu, yapılacak alerji testleri de ortaya
çıkarır. Akciğer hastalıklara ve alerji ile uğraşan
merkezlerde bu testler yapılabilmektedir. Eğer
şimdiye kadar böyle bir merkeze başvurmadıysanız, ev
doktorunuzdan, sizi böyle bir merkeze sevk etmesini
isteyebilirsiniz. Burada yapılacak tetkiklerden
sonra sizi nelerin rahatsız ettiği ortaya
çıkacaktır. Eğer bu tür maddeler işyerinizde
bulunuyorsa, bazen iş değiştirmek de rahatlamak
açısından yararlı olabilmektedir.
Kırsal kesim astıma karşı daha
dirençli
Astıma, sanayileşmiş ve kentleşmiş bölgelerde,
gelişmemiş yörelere göre daha sık rastlanıyor.
Londra Ulusal Kalp ve
Akciğer Enstitüsü Göğüs Hastalıkları Bölümü
Direktörü Prof. Dr. Peter Barnes, 100 yıl önce astım
hastalarının sayısının daha az olduğunu olduğunu
belirterek, ‘‘Bugün bile gelişmekte olan ülkelerdeki
kırsal kesimlerde astım vakalarına çok az
rastlanıyor’’ dedi. Astımın sanayileşmiş kentlerde
daha sık görülmesinin nedeninin kesin olarak
anlaşılamadığını söyleyen Prof. Dr. Barnes,
‘‘Örneğin, beslenmedeki değişiklikler, taze
sebze-meyve tüketiminin azalması hastalığa zemin
hazırlamış olabilir’’ diye konuştu. Çocukların
enfeksiyona daha az yakalanmalarının da astım
riskini artırdığını belirten Prof. Dr. Barnes
şunları söyledi:
‘‘Enfeksiyonlar, bağışıklık
sistemini güçlendirir. Enfeksiyonlarla vücut
antremanlı olur ve astıma yakalanma riski de azalır.
Sadece enfeksiyonlar değil, kirli çevre de bu
anlamda yararlı. Örneğin çiftlikte, hayvanlarla
beraber büyüyen çocukların astıma yakalanma oranları
çok daha düşük.’’
Astıma yakalanma konusunda
genetik risk bulunduğunu da söyleyen Prof. Dr.
Barnes, ‘‘Genel popülasyonda astımın görülme sıklığı
yüzde 8-10. Ancak anne ya da babadan birisinde
astım
olması halinde doğacak bebekte bu oran yüzde 20-30'a
yükseliyor. Anne ve babanın her ikisi de astım
hastası ise bu oran yüzde 60-70'lere çıkıyor’’ dedi.
Astımın çocuklarda
yetişkinlere oranda çok daha sık görüldüğünü
belirten Prof. Dr. Barnes, şöyle devam etti: ‘‘Astım
sıklıkla 2-17 yaşları arasında ortaya çıkıyor.
Astımını tanı
Astım krizlerinin ortaya
çıkma nedeni, şiddet derecesi, aralıklı veya devamlı
oluşuna göre gruplandırılıyor:
Atopik astım
Genellikle çocukluk veya erken yetişkinlik çağında
gelişiyor. Alerjiktir.
Non-atopik astım
Vakaların çoğunda, solunum yolu enfeksiyonlarından
başka belirli bir uyarı bulunmaz. Hastalarda
sıklıkla aspirine karşı alerji vardır.
Egzersize bağlı astım
Astım krizleri, fiziksel
egzersiz yapıldıktan sonra ortaya çıkar.
Noktürnal astım
Akciğer fonksiyonları,
normal kişilere göre daha fazla dalgalanma gösterir.
Birçok astım hastasında belirtiler geceleri
şiddetlenir.
Her 4
çocuktan biri alerjik
Çukurova Üniversitesi
(Ç.Ü) Tıp Fakültesi Pediatrik İmmünoloji- Alerji
Bilim Dalı'nca, Adana'da çocuklardaki alerjik
hastalıkların görülme sıklığını belirlemek amacıyla
6-16 yaş arasında, yüzde 48'i erkek, yüzde 52'si kız
olmak üzere toplam 3 bin 164 çocuğu kapsayan bir
araştırma yapıldı.
Farklı sosyoekonomik yapıya
sahip bireylerin bulunduğu 5 ilköğretim okulunda
gerçekleştirilen araştırma sonucuna göre, çocukların
yüzde 12,6'sı astımlı. Çocukların yüzde 13,6'sında
alerjik nezle, yüzde 8,3'ünde ise egzama var.
Tekrarlayan öksürük, nefes
darlığı, hışıltılı solunum ve özellikle egzersiz
sırasında göğüste sıkışma hissi ile kendini gösteren
bir akciğer hastalığı olan astım, daha çok sigara
içen ailelerin çocuklarında görülüyor. Araştırmaya
göre astımlı çocukların yüzde 75'inin evinde sigara
içiliyor. Ayrıca görülme sıklığı apartmanda
yaşayanlarda, müstakil evlerdekilere göre daha
yüksek.
Ç.Ü. Tıp Fakültesi
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Seval Güneşer Kendirli,
başta astım olmak üzere alerjik hastalıkların
görülme sıklığının çocuklarda son 10 yıl içinde
çevresel faktörlerin de etkisiyle büyük artış
gösterdiğini bildirdi.
Kendirli, Adana'daki
sonuçların Türkiye genelinde yapılan diğer
araştırmalarla benzer özellikler taşıdığına dikkati
çekti. Yaklaşık her 4 çocuktan birinin alerjik bir
hastalığı olduğunu belirten Kendirli, şöyle konuştu:
''Bu araştırmada, yaşam
kalitesinde düşüşe neden olması nedeniyle özellikle
astım üzerinde durduk. Türkiye'de toplam nüfusun
yüzde 3'ü astımlı olmasına rağmen, çocuklarda bu
oran yüzde 10'a kadar çıkıyor. Adana'da ise iklimden
dolayı bu oranın yüzde 12'yi bulduğunu tahmin
ediyoruz.''
Yüksek nem oranının hastalıkta
tetikleyici bir faktör olduğunu belirten ve astımın
uzun süre tedavi gerektiren bir hastalık olduğuna
işaret eden Kendirli, bu durumdaki çocukların
ailelerinin bilgilendirilmelerinin büyük önem
taşıdığını anlattı. Kendirli, şöyle devam etti:
''Çocuğa yasaklar koymak,
hastalıktan ve tedaviden nefret etmesine neden olur.
Bu nedenle, astımlı çocuğa spor dahil her türlü
aktivitede bulunmasına imkan tanınmalı, ancak bu
kontrol altında olmalı. Astımlı çocuk da yaşamaktan
zevk almalı ve diğer çocuklardan farkının olduğu ona
hissettirilmemeli.''

Ayrıca aşağıdaki reçeteler
de tedaviye yardımcı olacaktır.
300 gram inek sütü
kaynatılır. Üzerine 300 gram soyulmuş sarımsak ilâve
edilip; ateşten indirilir. Beklemeden 30 gram
tereyağı eklenir. İyice karıştırılır, ılındıktan
sonra 300
gram halis kestane balı eklenip, helva kıvamına gelinceye
kadar karıştırılmaya devam edilir. Sonra, temiz bir
tabağa konur. Her gün, 1 ceviz büyüklüğü kadar
yenir. Üzerine su içilmez.
5 bardak suya; iyice
yıkanmış 10 yaprak lahana konur. 15 dakika
kaynatılır. Ateşten indirildikten sonra 6 çorba
kaşığı süzme kestane balı ilâve edilir. Günde bir kere, 1 çay
bardağı içilir.
Her gün, bir turp
rendelenir. Suyu sıkılır, süzülür ve içilir.
Arkasından 1 tatlı kaşığı kestane balı yenir.
2 adet havuç iyice yıkanır,
soyulur, rendelenir ve suyu çıkarılır. Sonra,
süzülüp, içilir. Üzerine, 1 tatlı kaşığı kestane balı yenir.
1 adet soğan önce soyulur,
sonra çok ince doğranır. Üzerine 6 çorba kaşığı
süzme kestane balı konur. Bir gece bekletilir. Her gün
altışar saat ara ile 1 çay kaşığı içilir.
4 bardak suya; 1 tutam
meyan kökü konur. Kaynatılır. Sonra, ince ve temiz
bir tülbentten süzülür. Üzerine 2 çorba kaşığı süzme
kestane balı ilâve edilir. Sabah, öğle ve akşam yemeklerinden
sonra birer su bardağı içilir.
Birer çorba kaşığı nane,
kekik, anason, karabiber ve çam fıstığı
karıştırılarak havanda dövülüp ezilir. İki çorba
kaşığı kestane balı ilave edilerek macun haline getirilir.
Her gün 2 kaşık yenir.
4 bardak suya; 2 çorba
kaşığı tere tohumu konur. 10 dakika kaynatıldıktan
sonra süzülür. Suyuna, ılındıktan sonra 6 çorba kaşığı süzme
kestane balı
eklenir, iyice karıştırıldıktan sonra temiz bir
şişeye doldurulur. Günde 3 kere, birer kahve fincanı
içilir.
1 tatlı kaşığı hardal tohumu
dövülerek toz hâline getirilir. Sonra 1 çorba kaşığı
balla karıştırılarak yenir.
1 kahve fincanı yeni
sıkılmış limon suyuna, 1 kahve kaşığı süzme kestane balı
katıldıktan sonra içilir.
Bu terkip, bilhassa "Astım
bronşial" için çok faydalıdır.
Bunlar da ilginizi çekebilir:
Çocuklarda Astım
Kestane
Balının Faydaları
Lokman
Hekim'den Bal Mucizesi
ASTIM
|