«

»

Astım

ASTIM

Astım, kadınlarda daha sık görülen bir hastalık ve pek çok türü var. Alerjik ve alerjik olmayan olarak ikiye ayrılıyor.  Evcil hayvanlar, polenler, küfler alerjiye neden olan maddelerdir. Alerjen bulunmayan türde; nezle, gribal enfeksiyonlar, soğuk veya  kirli hava, sigara dumanı, parfüm kokusu, gıda katkı maddeleri ve stres etkili oluyor.


Mesleksel astım, kişinin çalıştığı ortamda karşılaştığı etkenlerden ortaya çıkar. Koruyucu maske kullanımının yararı olabiliyor. Egzersiz astım’ı efor sırasında ortaya çıkan bir tür deride sıcaklık, kızarma, kaşıntı ve kuru öksürükle birlikte seyreder. Egzersizden 4 saat öncesine kadar yemek yemeyin, ilaç almayın. Çok sıcak ve nemli havada egzersiz yapmayın.
Gece astımı olan kişiler, sabaha karşı, öksürük, hırıltı ve nefes darlığı ile uyanır. Yatak odası bu türde çok önemli. Evcil hayvanların yatak odasına sokulmaması gerekiyor. Oda ısısının soğuk olmamasına, yün, yorgan, yastık gibi eşyalarda akarlarla mücadeleye dikkat edilmeli.
Kronik astım, medikal tedaviye çok fazla yanıt vermiyor. Bu durumda özellikle bilinçsiz ilaç kullanmak çok sakıncalı. Alerjik maddelere dikkat edin. Yiyeceklere bağlı astımda proteinler ile dondurulmuş gıdalar, ve fastfoodlardaki katkı maddeleri sülfitler rol oynuyor. Bu yiyeceklerin uzun süre dayanması için kullanılan sülfitler, krizleri tetikliyor. Aşırı tuz ve alkol tüketmemeye de dikkat edin. Gastrik astım, mide içeriğinin yemek borusuna kaçmasıyla oluşuyor. Buna reflü deniyor. Mide fıtığı olanlarda yaygın bir hastalık. Hafif yiyin ve 3 saatten önce sırtüstü yatmayın. Astımla mücadelede besinler önemli rol oynuyor. A, C, E vitamini içeren besinler vücudun direncini artırıyor.

Astım hastalığı bebeklikte başlıyor

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Türktaş, astımın sadece erişkin değil, bebeklik dönemi hastalığı haline geldiğini ve hastalıkta genetik faktörlerin de rol oynadığını söyledi.

 

Türktaş, kronik, iltihabi bir havayolu hastalığı olan astımın, tüm dünyada görülme sıklığının artmasına karşın, sevindirici unsurun, yeni tedavi yöntemlerindeki gelişmeler olduğunu belirtti.

Astımın, genel kanının aksine akciğer kanserinde olduğu gibi sadece erişkinlerde değil, 1 yaşındaki bir bebekte dahi görülebildiğine dikkati çeken Türktaş, ”Astım, çocuklarda yüzde 7, erişkinlerde yüzde 5 civarında görülüyor” dedi.

Türktaş, her yıl ortalama 180 bin astım hastasının öldüğünü, ancak yeni tedavi yöntemlerinin umut verici olduğunu ve hastaların yaşam kalitelerinin yükseltildiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

”Dünyada astım hastalığının görülme sıklığı her 10 yılda yüzde 50 artıyor. Yaklaşık 100-150 milyon arasında insanın da astım hastası olduğu tahmin ediliyor. Batı Avrupa’da son 10 yıl içinde astımın görülme sıklığı iki kat artmıştır.

Dünyada astımın yol açtığı maddi kaybın ise tüberküloz ve AIDS’in toplam maliyetinden fazla olduğu tahmin ediliyor. Bunun sadece ABD’deki yıllık maliyeti 6.4 milyar dolardır. Türkiye’de ise en az yaklaşık 3 milyon astım hastası var.”

Genetik Faktörler

Türktaş, astımda genetik faktörlerin de önemli rol oynadığını, anne ve babasından herhangi biri astımlı olan bebekte bu hastalığın görülmesinin diğerlerine oranla 3-5 kat, hem annesi hem babası astımlı olan bebekte ise 6-7 kat daha fazla olduğunu söyledi. Türktaş, ”Ancak, bu astımlı her anne babanın çocuğu astımlı olur anlamına gelmez” dedi.

Astımın, zatürree gibi antibiyotik kullanımıyla tamamen giderilmediğini, tıpkı şeker hastalığında olduğu gibi sürekli kontrol altında tutulmasının zorunlu olduğunu ifade eden Türktaş, ancak astımdan korkulmaması ve hastaların bunu “kabus” olarak değerlendirmemesi gerektiğini anlattı.

Türktaş, nefes darlığı, özellikle sabaha karşı yaşanan hırıltılı soluma ve öksürüğün tipik astım belirtileri olduğuna dikkati çekerek, özellikle çocuklardaki bu belirtilerin sıradan bir soğuk algınlığı gibi değerlendirilmeyip zaman geçirilmeden teşhis edilmesi gerekiyor.

Astım hastalarında akciğer kanseri riski

İsveç’te yapılan bir araştırma, astım hastalarının akciğer kanserine yakalanma ihtimalinin daha yüksek olduğunu ve kadınları daha fazla tehdit ettiğini ortaya koydu.

Dr. Paulo Boffetta liderliğindeki uluslararası ekip 30 yılı aşkın bir süre boyunca 100 binden fazla hastayı izledi. Hastaların hepsi, astım teşhisinin ardından yakın takibe alınmış kişilerdi. Araştırmaya, Dünya Sağlık Örgütü’nün Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı, Stockholm’deki Karolinska Enstitüsü ve Uppsala Üniversitesi’nden uzmanlar da katıldı. Sonuçta, astım ve akciğer kanseri bağlantısının beklenenden yüzde 58 daha yüksek olduğu belirlendi.

Fransa’nın Lyon kentindeki Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı’nda görevli Dr. Paolo Boffetta, araştırma sonuçlarını değerlendirirken, ‘‘Araştırmalarımızı derinleştiriyoruz. Astım ve akciğer kanserini tetikleyen bir mekanizma olabilir. Çevre faktörlerini, hayat tarzını dikkate alıyoruz ve sigaranın en önemli etken olduğunu tahmin ediyoruz’’ dedi

Astım da alerjik hastalıktır

Özellikle bahar aylarında alerji ve astım, kolkola, aramızda dolaşıp sağlımızı tehdit ediyorlar.

Böyle bir benzetme yapmamızın önemli bir nedeni var: Astım da bir tür alerjik hastalık. Dünya üzerinde milyonlarca ama milyonlarca kişinin alerji ve de astım sorunu var. Astım, genellikle çocukluk yıllarında ortaya çıkıp, bir ömür boyu kurbanlarını rahat bırakmıyor. Dünyaca ünlü sporcular, sanatçılar arasında astımdan yakınan pek çok kişiye rastlanıyor. Kurbanlarına güzelim bahar aylarını zehir eden astımı tanıyalım…

Astım nedir?

Astım, bir alerji türüdür. Alerjiye bağlı olarak solunum yollarının iç zarının şişmesi ve sıkışması sonucunda sık sık tekrarlanan krizlerle kendini belli eder. Krizler, soluduğunuz bir maddeye karşı aşırı duyarlıkla tetiklenir. Örneğin bir polen ya da ev-tozu gibi. Bu durumda, vücut histamin gibi maddeleri salgılar ve solunum yolu şişerek daralır. Astım krizi sırasında solunum yolu çevresindeki kaslar sıklaşır, çeperleri şişer ve sümüksü bir madde salgılanır. Hava kanallarının giderek daralması öksürüklere ve nefes darlığına neden olur.

Astımın belirtileri

Astım uzmanları, astım hastalığının tedavisinde gecikildiği takdirde, sağlık durumunda ciddi sorunlar yaşanabileceğini ve de akciğerlerde giderilmesi imkansız sorunların çıkabileceğini hatırlatıyorlar. Astım belirtileri, öksürük, göğüste sıkışma, solunumda ıslık sesi ve nefes darlığı olarak sıralanıyor.

Eğer bir kimse özellikle geceleri öksürük nöbetleri yüzünden uyumakta zorlanıyorsa, gün içinde klasik astım belirtileri türünden atakları oluyorsa doktora muayene olmalıdır.

Tetikleyicileri iyi tanımak gerekir

Astım hastalarının, krizleri tetikleyen nedenleri çok iyi bilmeleri gerekir.

Soğuk algınlığı, virüs enfeksiyonları, evdeki tozlar, polenler, kediler, köpekler ve diğer kürklü ya da tüylü hayvanlar, kirli hava, ani ısı değişmeleri, egzoz ve sigara dumanı, boyalar, bazı kimyasallar ve hatta parfümlerin kokusu, egzersiz, heyecanlanma, bağırma, gülme tetikleyici olabilir. Hastaların kendi bünyelerini bilerek tetikleyicilerden uzak durması krizleri önleyecektir.

Çocuklarda astıma dikkat

Astım, tedavisi büyük sabır isteyen bir rahatsızlıktır. Hasta, kriz geçirdiği zaman soluk almakta zorluk çektiğini zanneder. Bunun sebebi, akciğerlerdeki küçük hava borularının daralmasıdır.
Gazetelerde yer alan haberde, birçok ülkede astımlı çocuk sayısının son 20 yılda ikiye katlandığı belirtiliyordu. Sadece Amerika’da 5 milyon civarında astımlı çocuk bulunuyormuş.
Nefes almayı zorlaştırdığı için astım mutlaka tedavi edilmelidir.

Tedavinin ilk şartı

Eğer çocuğunuz her üşüttüğünde ciğerlerden gelen bir öksürüğe tutuluyorsa, bu size astım ihtimali sinyallerini vermelidir. Etkin bir tedavi ile astımlı çocuklar, egzersiz ve spor içeren aktiviteler ile uğraşabilir, bunlardan zevk alacak düzeye gelebilirler.
Astım tedavisinin ilk şartı, astıma sebep olan ortamdan uzaklaşmak, üzülmemek fazla kilo almamak ve doktorun tavsiyelerine aynen uymaktır.
Astım krizi nedir?
Ciğerlere hava taşıyan bronşların iltihaplanıp, şişmesi ile birlikte kaslar sıkışır ve normalden fazla balgam üretimi olur. Bunun sonucu olarak da hava yolu tıkanır ve astımlı hasta nefes almakta zorlanır. Egzersiz yapıldığında ya da soğuk algınlığı dönemlerinde kötüleşen astımın belirtileri:
Geceleri fazlalaşan ve balgam içeren sık öksürük nöbetleri
Nefes darlığı
Hırıltılı soluma
Göğüste sıkışıklık hissi
Eğer çocuğunuzda bu belirtilerden herhangi birini fark ederseniz mutlaka doktorunuza danışın. Şiddetli astım krizleri ayrıca çocukta terleme, göğüste ağrı ve nefes alma zorluklarına sebep olur, suratta ve dudaklarda morarmaya, yüksek tansiyona yol açar. Astım vakalarının sadece küçük bir azınlığı ölüme sebebiyet vermektedir.

Astıma yol açan faktörler

Astımın sebepleri tam olarak bilinmemektedir. Astımı tetikleyen veya daha da kötüleştiren faktörleri ise şöyle sıralayabiliriz:
Soğuk hava
Aşırı egzersiz
Sigara dumanı
Küf ve toz
Polenler
Sprey, boya ve kuvvetli kokular
Aspirin
Hayvan tüyü
Solunum enfeksiyonları
Kükürt gibi besin ilaveleri
Aşırı korku ve heyecan da astım krizine yola açabilir. Ayrıca bazı aşırı bronşit sonucu astım krizleri meydana gelebilir.

Astma tedavisi

“Bende öksürük, hırıltı, nefeste daralma oluyor. Sık sık tekrarlıyor. Sabahleyin kalktığım zaman da arka arkaya hapşırıyorum. Bana ne tavsiye edersiniz?”

Öksürük, hırıltı, nefeste daralma astma belirtileridir. Dokunan şey ile karşılaşıldığı zaman bronşlarda daralma, içine sıvı dolması ve balgam olur. Bunlar da nefeste daralma ve öksürük nöbetlerine yol açar. Göğüsten düdük gibi sesler çıkar, dudaklar morarır. Balgam koyu yapışkan olup çıkarmakta zorluk çekilir. Bol sıvı almalı. Su en iyi balgam söktürücüdür. Tozlu, dumanlı yerlerde durmamalı, nefes açıcı ilaçlar almalı. Gerekirse acilde oksijen ve buhar tedavisi olmalı, serum takmalı. Sabahleyin sık hapşırmanız ve burun akıntınızda alerjik nezleden ileri gelmektedir. Hem astım hem allerjik nezle bünyenizin alerjik olduğunu göstermektedir. Bunun için bir alerji testi yaptırmanız, böylece dokunan şeyleri öğrenmeniz iyi olur. Alerjen maddelerden uzak durmanız mümkün ise uzak durun. Aksi halde aşı tedavisi olmanız gerekir. Aşılar hastanın alerjik olduğu maddelere karşı yapılmakta böylece vücudun duyarsız olmasına çalışılmaktadır. Aşı tedavisi biraz uzundur. Yüzde 90-95 sonuç alınmaktadır. Bu tedavinin karşısında olan klinikler de vardır. O zamanda uzun süre ilaç kullanmanız gerekmektedir. Bu ilaçlar sprey şeklinde olan kortizon ve nefes açıcı ilaçlardır. Size tavsiyemiz bir alerji kliniğine başvurmanızdır.

Astım tedavisi imkansız değil

Ev tozları, hayvan tüyleri, kuştüyü yastıklar, tüylü oyuncaklar, katkı maddeli gıdalar, sanayi tesisleri bacalarından çıkan gazlar, sigara dumanı ve egzoz gazları gibi olumsuz çevre faktörleri astım hastalığının belaları olarak niteleniyor.
Astımın, zaman zaman hırıltılı solunum, öksürük, göğüste sıkışma, tıkanma ve nefes darlığı ile belirti veren hastalık olduğunu belirten Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yavuz Coşkun, medeniyet hastalığı da denilen astımın bütün sebeplerinin henüz bilinmediğini söyledi.
Prof. Dr. Coşkun, özellikle çocuklarda; ev tozları, tüylü oyuncaklar, soğuk veya sıcak hava, katkı maddeli gıdalar ve sigaranın astım hastalığını tetiklediğini vurguladı.
Alerjik olaylarla gelişen astımın, solunum yollarında iltihabi bir rahatsızlık olduğunu kaydeden Prof. Dr. Coşkun, Bu nedenle erken dönemde tedaviye başlanılmalı. Astım hastalığı arada bir kesik öksürük nöbetleri ile görüleceği gibi çok hafif tabloda da seyredebilir diye konuştu.
Astım hastalarına bazen hastane müdahalesi gerekebileceğine de dikkati çeken Prof. Dr. Coşkun, şöyle devam etti: Aileler “astım” denilince çoğu zaman ürküyor. Astım günümüzde çok iyi tedavi ve kontrol edilebiliyor. Teşhis konulduğunda anne ve baba kesinlikle ürkmemeli, neler yapacağını öğrenmeli. Astımlı çocuğun tedavisi yapılır ve ortam, hastalığın düşmanlarından arındırılırsa, çocuk sağlıklı çocuklar gibi zihinsel ve fiziksel bütün aktivitelerde bulunur, normal yaşamını hiç kesintiye uğratmadan sürdürür.

Astım ilacı hayat uzatıyor

 

Astım hastaları tarafından kullanılan ve nefesle içe çekilen düşük oranda Steroit ilacının, rahatlatıcı faydasının yanı sıra hastalarda yaşamı uzattığı saptandı. Kanadalı bilim adamları Montreal’daki McGill Üniversitesi’nde, 1975’ten 1991’e kadar, astım tedavisi gören 30 bin 569 hastayla ilgili bilgiler incelendikten sonra bu sonuca ulaşıldığını açıkladı. Bunun yanı sıra, astımdan ölen 66 hastanın bilgileriyle aynı karakteristik hastalığı gösteren 2681 kişi üzerinde yapılan araştırmalarda da, günlük astım ilacını normal olarak kullanan hastalarda, ölüm oranının daha az görüldüğü belirlendi. New England Journal of Medicine dergisinde yer alan araştırma raporunda, astım ilacını kullananlarda, ölüm oranının yüzde 21 az görüldüğü kaydedildi. Araştırmalarda, astım ilacını kullanmayı bırakan hastalarda, üç ay içinde ölüm riskinin tırmandığı görüldü.

Astım, öksürük, hırıltı, nefes darlığı ile seyreden bir hastalıktır. Alerjik bünyeli kimselerde sık rastlanır. Kronik seyirli olup bazı akciğer hastalıkları da astımı taklit edebilir. İrsi geçişi vardır. Ateş olmaz. Astım krizinde göğüsten düdük gibi sesler gelir. Hasta nefes almakta zorlanır. Göğüs kafesi inip inip kalkar. Koyu ve yapışkan bir balgam meydana gelir. Bunu çıkarmakta zorlanır. Astım bulaşıcı bir hastalık değildir. Ataklar dışında fazla bir sıkıntı vermez. Bu hastaların göğüs hastalıkları uzmanına muayene olması, solunum fonksiyon testi ile alerji testi yaptırması iyi olur. Ayrıca tanıda tüberküloza dikkat etmeli. Alerji testi sonucunda dokunan şeylerden aşı hazırlanabilir. Aşı tedavisi ile hastalıktan kurtulmak veya şikayetlerin azalması mümkündür. Öksürük, hırıltı, nefes darlığı olan kimselerin  Hastanelerin Göğüs Hastalıkları ve Alerji bölümlerinde muayene olmasını, testlerini yaptırmalarını tavsiye ederim.

Gebelikte astım

Ataklar halinde gelen solunum sıkıntısı, akciğerlerde sekresyon ile seyreden solunum sistemi hastalığıdır. Hastalığın nedeni alerjik, psikolojik ya da psiko-alerjiktir. Genellikle gebelikten önce ortaya çıkar. Ancak gebeliğin astım üzerindeki etkisi vakadan vakaya değişmektedir. Bir kısım gebelerde ataklar sıklaşmakta, bir kısmında ise herhangi bir değişiklik olmamaktadır.
Astım çok şiddetli olmadığı sürece gebelik üzerinde olumsuz bir etkisi yoktur. Ancak çok şiddetli vakalarda erken doğumlara, bebek büyüme geriliğine neden olabilir. Astımlı hastalara alerjenlerden sakınmaları söylenir. Astımlı kişilerde psikojenik desteğin çok büyük önemi vardır. Bazı astımlılarda asmatik tepki küçük çocukluktaki baskılara karşı bir protesto olarak ortaya çıkmakta, bazen de itiraf edilmemiş karışık durumların yansıması olabilmektedir. Basit sakinleştirici ilaçlar bazı hastaların astım nöbetlerinden tümüyle kurtulmasını sağlamaktadır. Astımı olan gebeler nöbetler esnasında mutlaka hastaneye başvurmalıdır.

Astımın tedavisi için eğitim şart

Astım hastalarını bilinçlendirmek için “Bir nefes, bir insan” adı altında yeni bir proje başlatıldı. Toraks Derneği ve Merck Sharp & Dohme’nin desteğiyle gerçekleşecek proje, hem astım hastalarını, hem de hekimleri bilgilendirmeyi amaçlıyor.  Hacettepe Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fuat Kalyoncu ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Bilun Gemicioğlu, proje hakkında ayrıntılı bilgi verdiler. Gün geçtikçe artan hava kirliliği sonucu astım hastalığının arttığını belirten Gemicioğlu ve Kalyoncu, “Astım hastalığının tedavisi gelişen teknoloji sayesinde daha kolay olmaktadır. Ancak tedavi programının başarıyla uygulanabilmesi için hem hastanın eğitilmesi, hem de hekimin işbirliği gerekmektedir.” dediler

Mağarada astım tedavisi

Romanya’nın başkenti Bükreş’te bulunan Sindromania Sağlık Merkezi’nde astım hastaları, yerin 220 metre altında bulunan Salin Oditoryumu’nda tedavi ediliyorlar. Sağlık Merkezi’nin Başdanışmanı Dr. Laviniu Munteanu, 3 haftada astım hastalarına nasıl nefes almaları gerektiğini öğrettiklerini söyledi. Doktor gözetiminde günde 4-6 saat bu mağarada kalan hastaların astımlarının hafiflediğini belirten Dr. Munteanu, bu sayede hastaların kullanmakta oldukları ilaçların da azaldığını söyledi. Dünyanın dört bir tarafından gelen astım hastalarının kendilerine başvurduğunu kaydeden Dr. Munteanu, merkezin 1970 yılından beri aktif olarak kullanıldığını ve yıllık 100 bin kişiye hizmet verebildiklerini kaydetti.

Astım, öksürük, hırıltı, nefes darlığı ile seyreden bir hastalıktır. Alerjik bünyeli kimselerde sık rastlanır. Kronik seyirli olup bazı akciğer hastalıkları da astımı taklit edebilir. İrsi geçişi vardır. Ateş olmaz. Astım krizinde göğüsten düdük gibi sesler gelir. Hasta nefes almakta zorlanır. Göğüs kafesi inip inip kalkar. Koyu ve yapışkan bir balgam meydana gelir. Bunu çıkarmakta zorlanır. Astım bulaşıcı bir hastalık değildir. Ataklar dışında fazla bir sıkıntı vermez. Bu hastaların göğüs hastalıkları uzmanına muayene olması, solunum fonksiyon testi ile alerji testi yaptırması iyi olur. Ayrıca tanıda tüberküloza dikkat etmeli. Alerji testi sonucunda dokunan şeylerden aşı hazırlanabilir. Aşı tedavisi ile hastalıktan kurtulmak veya şikayetlerin azalması mümkündür.
Astım tehdit ediyor

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fuat Kalyoncu, ülkemizde teknolojiye bağlı olarak insanları etkileyen astım hastalığının gün geçtikçe arttığını belirterek, “Türkiye’de yaklaşık 4 milyon astımlı olduğu tahmin edilmektedir. Ağır astımlı sayısı ise yaklaşık 750 – 800 bindir. “ dedi.
Prof. Dr. Kalyoncu, Swissotel’de dün yapılan “Astım ve Yeni Tedavi Yöntemleri” konulu toplantıda yaptığı konuşmada, astımın, uygun kalıtımsal zeminde çeşitli çevre faktörlerinin etkisiyle ortaya çıktığını ifade etti. Astım hastalığının gelişmiş batı ülkelerinde daha fazla etkili olduğunu belirten Prof. Kalyoncu, gelişmemiş Afrika ülkeleri ile Eskimolar’da ve birçok Asya ülkesinde, yüz kişiden birinde görüldüğüne dikkat çekti. Prof. Dr. Kalyoncu, bu hastalığın ülkemizde çocukluk döneminde erkeklerde, erişkin dönemde de bayanlarda daha sık görüldüğünü açıkladı. Prof. Dr. Kalyoncu, şehir yaşamı, evde sigara içilmesi ve kedi – köpek gibi hayvanların beslenmesi, bebeklikte emzirilmeme ve ailede astımlı bulunmasının önemli risk faktörleri arasında yer aldığını ifade ederek, şöyle dedi: “Türkiye’de çocuklarda bölgesel farklılık göstermesine karşılık özellikle Karadeniz bölgesinde daha fazla görülmektedir. Astım ülkemizde çocuklarda yüzde 3 – 8, erişkinlerde yüzde 2 – 5 civarında görülmektedir. Türkiye’de yaklaşık 4 milyon dolayında astımlı olduğu tahmin edilmektedir. Ağır astımlı sayısı ise 750 – 800 bindir.” Bu sayının ülkemiz için çok fazla olduğunu da belirten Prof. Kalyoncu, çevresel etkilerin ülkemizde insan sağlığını tehdit ettiğine de dikkat çekti.
Prof. Dr. Bilun Gemicioğlu da, astımın solunum yollarının aşırı duyarlılığından kaynaklanan bir rahatsızlık olduğuna dikkat çekerek, bu duyarlılığın çeşitli çevresel uyarılar ile hava yollarında daralmaya ve sürekli iltihaba yol açtığını kaydetti. Prof. Dr. Gemicioğlu, hastalığın hırıltılı solunum, göğüste sıkışma ve baskı hissi, nefes darlığı ve öksürük gibi belirtilerle ortaya çıktığını anlattı. Prof. Dr. Gemicioğlu astımın tedavisi için şunları söyledi.”Hastalığı başlatan etkenlerden sakınılması, astım belirtilerinin nasıl seyrettiğinin, nasıl ilerlediğinin kaydedilmesi ve belirtilerde bir değişiklik görülmesi halinde ne yapılması gerektiğinin bilinmesi ile ilaçların doğru ve düzenli kullanılması gerekir”

Astımlı gülmesin

Avustralyalı araştırmacılar, gülmenin astımlı çocuklarda solunum farklılıkları oluşturarak astım nöbetine sebep olabildiğini açıkladı. New South Wales Üniversitesi’nde, hastaneye başvuran 500 astımlı çocuk üzerinde yapılan araştırmada, deneklerde belirlenen astım nöbetinin 3’te 2’sinin, gülme, gıdıklanma ve neşelenme sonucu meydana geldiği belirlendi. Neşelenme ve gülme sonucu meydana gelen nöbetin, egzersiz veya duman etkisi sonucunda meydana gelebilen nöbetlerden daha sık görüldüğü kaydedildi.

Kahkaha yasak

Gülme sonucu nöbetin, kalıcı etki ortaya koyabildiği ve çocuklarda astım hastalığının kontrolünü güçleştirdiği kaydedildi.
Araştırmacılar, astımlı çocukların hastalığın kontrolünü güçleştirecek şekilde neşelenmekten kaçınmalarını, fakat, bunun asık suratlı dolaşmak anlamına da gelmediğini belirtti.

Bahar Hastalıkları

Uzmanlar, havadaki ani ısınmanın hastalıklara davetiye çıkardığını belirterek, vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyarıyor. Gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı hastalık riskini artırıyor. Bu dönemde en çok gribal enfeksiyonlar ve üst solunum yolları hastalıkları gözleniyor. Hastalıklardan korunmak için hem giyim kuşama, hem de düzenli ve sağlıklı beslenmeye dikkat edilmesi gerekiyor.

Kimler daha hassas?

Bahara geçişte adaptasyon sorunu yaşamamak için de bol vitaminli diyet öneriliyor. B ve C vitaminlerinin alınması tavsiyelerin başında geliyor. Yapılan araştırmalara göre, polen mevsiminde doğan çocuklarda, yani Koç ve Boğa burcunda olanlarda, polen alerjisinin daha sık görüldüğü bildiriliyor.

Bahar hastalıkları tetikliyor

Özellikle romatizma, astım, kalp, mide ülserleri ve hipertansiyon gibi rahatsızlıkları bulunanların ısınan havaya dikkat etmesi gerektiğini söyleyen Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, bahar aylarında hava sıcaklığına bağlı olarak insan metabolizmasında oluşan değişikliklerin yorgunluğa yol açtığını anlattı. Prof. Dr. Küçükusta, özellikle polenlere bağlı astım rahatsızlığı olanların sabahın erken saatlerinde, kuru ve rüzgarlı havalarda daha dikkatli olmalarını ve polenlerin bulunduğu ortama uzak kalmalarını tavsiye ediyor.

Bol sebze tüketin

Bahar aylarında vücudun ihtiyaç duyduğu B ve C vitaminleriyle potasyum barındıran sebze ile meyvelerin bol bol tüketilmesini tavsiye eden Prof. Dr. Küçükusta, “Günde ortalama üç litre su içilmeli. Ayrıca, mümkün olduğunca rahat ve stressiz bir uyku uyunmalı ve her sabah en az 5 dakikalık bir yürüyüş yapılmalıdır” dedi. Zihinsel yorgunluk, algılamada zorluk, dikkatte azalma, iştahta azalma veya artma, isteksizlik, halsizlik, sabahları yataktan kalkmak istememe ve uykuya eğilim şikayetleriyle kendini hissettiren “bahar yorgunluğu”; midede fazla asit salgılandığı için gaz, yanma ve ekşime gibi belirtiler de veriyor. Vücuttaki histamin ve seratonin dengesi bozulduğunda buna bağlı kaşıntı, baş ağrısı gibi alerjik olayların da görülebileceğini söyleyen Prof. Dr. Küçükusta, “Kalp, tansiyon hastalarında çarpıntı ortaya çıkabilir. Nem artacağından romatizmal şikayetlerde artış olabilir” diye konuştu.

Havayı takip edin

Türkiye’de 5 milyon astımlı olduğunun tahmin edildiğini söyleyen Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Dağlı, “Hastalar hava ile ilgili değerlerin sabit olduğu yaz ve kış günlerinde daha rahat ederler. Buna karşılık, sonbahar ve ilkbaharda olduğu gibi hava sıcaklığının aniden azalması, atmosfer basıncındaki değişiklikler, rüzgar, fırtına, sis astım krizine yol açan önemli faktörlerdir” şeklinde bilgi verdi. Öksürük, hırıltılı solunum, göğüste sıkışma ve solunum güçlüğü şikayetleriyle gözlenen astıma karşı Prof. Dr. Dağlı, astımın polenlerin dışında sigara dumanı, toz gibi etkenlerle karşı karşıya kalındığında arttığına dikkat çekti.

Nefes darlığı tedavisi
Tıpta “Dispne” olarak isimlendirilen bu rahatsızlıkla, hızlı nefes alıp vermeyi karıştırmamak gerekir. Spor yaptıktan, koştuktan veya yorucu bir işten sonra nefes darlığı hissetmek normal sayılmalıdır. Ancak herhangi bir sebep yokken ortaya çıkan nefes darlığı şikayetleri mutlaka ciddiye alınmalıdır. Bronşit, zatürree, astım, tüberküloz gibi akciğer hastalıkları ile kansızlık, kalp hastalıkları, aşırı şişmanlık, tiroid bezinin büyümesi ve alerjik faktörler nefes darlığına sebep olabilir.

Gebelikte astım

¥ Astım hastasıyım, gebe kalınırsa problem artar mı?

Astım hastalarında solunum yolları aşırı duyarlıdır ve çok değişik uyaranlarla kolayca daralmaktadır. Bunun sonucu öksürük; hışıltılı solunum, göğüste sıkışma ve nefes darlığı gibi semptomlar ortaya çıkmakta ve bu durum geceleri daha da şiddetlenmektedir. Önceden tespit mümkün olmasa da gebelerin 1/3’ünde daha iyiye, 1/3’ünde daha kötü, 1/3’ünde de değişmeden seyrettiği bilinmektedir. Gebelikte ilaç kullanımının neticeleri bebek yönünden iyi bilinemese de ilaç kullanım en akılcı yoldur. Çünkü astımlı gebelerde kontrol altına alınmayan astıma bebek için ilaçlardan daha büyük bir tehlike oluşturmaktadır.

Parasetamol astımı azdırıyor

Düzenli olarak, parasetamol içeren ağrı kesici kullanan kişilerde astıma bağlı şikayetler artıyor.

 

Araştırmacılar 12 ay boyunca, 664 astımlı hasta ve 910 astımı olmayan kişi üzerinde aspirin ve parasetamolün etkilerini inceledi. Araştırmaya katılan kişilerin yaşları 16 ila 49 arasında değişiyordu.

 

İngiltere Halk Sağlığı Bilimleri Departmanı ve Guy’s, King’s and St. Thomas’s School of Medicine tarafından yapılan araştırmalara göre, her hafta düzenli olarak parasetamol içeren ağrı kesiciler kullanan kişilerde astıma yakalanma oranı yüzde 80 artıyor. Her gün bu tür ilaç kullananlarda ise oran iki katından da fazla.

 

Ancak araştırmayı yapan bilim adamları astım hastalarının aspirin gibi başka ağrı kesicilere yönelmesinin de riskli olduğunu bildiriyorlar. Keza non-steroid enflamatuar türü ilaçlar da risk faktörü. Her iki tür ilaç da ciddi reaksiyonlara sebep olabiliyor. Parasetamol, bu ilaçlara alternatif olarak sunulmaktaydı bir süreden beri.

 

Aspirin de zararlı

 

Düzenli parasetamol kullanımın, mevcut astımın kötüleşmesine ve ‘rinitis’ olarak bilinen burun iltihabına da olumsuz etkileri olduğu saptandı.

 

Araştırmacıların saptamalarına göre sürekli parasetamol içeren ilaç kullanımı solunum yollarını açık tutan ve antioksidan glutation maddesinin miktarında azalmaya neden oluyor. Bu maddenin zararlı maddelere ve serbest radikallere karşı akciğerleri koruduğu da sanılıyor. Serbest radikaller vücut dokularına zarar veren yüklü partiküller. Astımlı kişilerin akciğerlerinde serbest radikallere yüksek miktarlarda rastlanıyor.

 

Araştırmacıların üzerinde durdukları önemli bir konu ise halen güvenli bir alternatif olduğundan dolayı parasetamol kullanan hastaların aspirin ve non-steroid enflamatuar türü ilaçlara yönelmesinin riskli olabileceği. Ama eğer mümkünse astım hastalarının parasetamollü ilaç kullanımını azaltmalarını salık veriyorlar. Araştırmanın sonuçlarının sadece yetişkinleri ilgilendirdiği, çocuklarda bu konuya ilişkin bir araştırma yapılmadığı ise önemli bir ayrıntı.

Ev hayvanları çocuklarda astım yapıyor

ABD’li bilim adamları, evlerde beslenen hayvanların çocuklarda astım hastalığına neden olduğunu saptadı. Cincinatti Çocuk Hastanesi’nde, 6 yaşın altındaki 8 bin 257 çocukla ilgili bilgileri değerlendiren araştırmacılar, bu çocukların yüzde 6’sında astım hastalığını belirledi. Yapılan araştırma, hayvanlara karşı alerjisi olan çocuklarda astım hastalığı riskinin 24’e katlandığını gösteriyor. Sigara içilen ve gaz sobalarıyla ısıtılan evlerde yaşayan çocukların, bu etkilerin altında olmayan çocuklara göre, iki kat daha fazla astım hastalığına yakalanma riski taşıdıkları da belirlendi. Adı geçen risk faktörlerinin şimdiye kadar bilindiğini belirten bilim adamları, yapılan yeni araştırmayla, bu risk faktörlerinin ortadan kaldırılmasının, astım hastalığı riskini azaltacağını ortaya koyduğunu söylediler

Dikkat! Astım atağa kalktı

İlkbahar, astımlılara sıkıntılı günler yaşatıyor. Mevsime bağlı olarak bir yandan havadaki nemin artması, ev akarlarının üremesi için ideal ortam meydana getirirken, diğer yandan polenlerin ortaya çıkması alerjik reaksiyonlara ve astımın depreşmesine yol açıyor. Ancak uzman kontrolünde uygun ilaçlarla alerji ve astımın, bahar aylarını zehir etmesi önlenebiliyor. Astıma Karşı Küresel İnisiyatif adlı uluslararası grubun 1998 yılında aldığı karara göre, astım ve üst solunum yolu alerjilerinde en önemli tedavi yöntemi olarak, yine solunum yoluyla alınan spreyler kabul ediliyor.

 

İstanbul Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof Dr. Feyza Erkan, polen alerjisi olan hastalarda çim ve çayır polenlerinin havadaki yoğunluğunun artması nedeniyle, özellikle üst solunum yolu alerjilerinin görüldüğünü söyledi. Burunda kaşınma, akma hissi veya tıkanıklık, gözlerde yaşarma, kaşıntı, hapşırık nöbetleri ve daha ileri durumlarda hava yollarında tıkanıklık ve nefes darlığı nöbetleri ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Erkan, ‘‘Aynı gün içinde bir sıcak bir soğuk hava yaşanması, üşütme, soğuk algınlıklarına yol açıyor. Soğuk algınlığı virüsü de astım şikayetlerini artırıyor’’ dedi.

 

İlaçların kullanımı önemli

 

Alerji ve astıma karşı uygulanan tedavinin koruyucu ve oradaki alerji nedeniyle oluşan iltihabı tedavi edici etkisi bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Erkan, ‘‘Ancak solunum yoluyla alınan ilaçların düzenli ve sürekli kullanılması gerekir. Bu ilaçlar sadece şikayet olduğu zaman alınacak ilaçlar değil. İhtiyaç halinde alınacak solunum yollarını açan tipte olanları da var. Bunlar diğerleri gibi düzenli kullanım zorunlulukları olmayan, ihtiyaca göre ayarlanan ilaçlar. Hekim hastasına bu ilaçlardan hangi dozda alacağını tavsiye eder’’ dedi.

 

Astım krizi geçirenlere yardımcı olun

Son yıllarda astım hastalarının sayısındaki artış, tıp dünyasında da endişeyle izleniyor. Bir yakınınız astım krizi geçirirken sizin doktora haber vermeniz yeterli olmaz.

Astım krizinin en az zararla geçiştirilmesini sağlamalısınız. Astım krizi geçirmekte olan kişinin yanında siz paniğe kapılmayıp, soğukkanlılıkla onun ağır ağır ve derin nefes almasını sağlayın.

Astımlı hastanın kriz sırasında hafifçe öne eğilmesini sağlayın. Eğer üç dakika içinde kriz geçmezse, hava verici aygıtını kullanmasına yardım edin. Eğer kriz çok şiddetliyse, hasta konuşamıyorsa ve de hava vericisini kullanmaya başladığı halde durumunda bir iyileşme yoksa, hemen bir hastaneye götürün. Hasta kendini kaybederse, hastaneye gitmeden önce, ona hayat öpücüğü vermeyi deneyin.

Astımlılar spor yapabilir mi?

Alerjik etkenlere bağlı olarak solunum yolları daraldığı için, sizin durumunuzda olanlar diğerlerine göre daha kolay yorulurlar. Bu nedenle müsabaka sporu yapmaları doğru değildir. Bunun yerine kondisyonunuzu artıracak tarzda aerobik sporlardan birini seçebilirsiniz. Hangi sporu yapmanız gerektiğine sizi tedavi eden doktor karar vermeli. Ancak mektubunuzdan anladığım kadarıyla sizi takip eden, tedavinizi durumunuza göre düzenleyen bir doktor da yok. Size tavsiyem akciğer hastalıkları konusunda uzman bir doktora ya da kliniğe bağlanarak devamlı kontrol altında kalmanızdır.Yılda bir kez kontrol olun

Astımlı çocuklar da spor yapabilir

Aileleri yanlarında bulunmayan ve doktor gözetiminde tutulan çocuklar günde 2 saatten fazla başta yüzme olmak üzere spor yaparak ‘‘doğru ve düzenli tedavi ile sağlıklı ve aktif bir yaşam sürdürebilmek mümkün’’ mesajını verdi. Kamp sorumlusu Uludağ Tıp Fakültesi Çocuk Alerji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nihat Sapan, özellikle yüzmenin astımlı çocuklar için ideal bir spor olduğunu söyledi. Prof. Sapan, Merck Sharp Dohme İlaç Firması tarafından desteklenen, Bursa İznik’de DSİ Sosyal Tesisleri’ndeki kampta, çocuklara sabah ve akşam solunum fonksiyon testleri yapıldığını ve gözetim altında tutulduklarını belirtti. Türkiye’de çocuklarda en sık görülen kronik hastalık astım ve 2 milyon astım hastası çocuk bulunduğu tahmin ediliyor.

Astımlı hastalar tedaviye inanmıyor

Astımlı hastaların yüzde 50’si hastalığının kontrol altında olduğuna inanmıyor. Hastaların bu düşüncesini hasta yakınlarının yüzde 62’si de paylaşıyor. Araştırmaya, 756 astım hastası, 728 hasta yakını ve 833 hekim katıldı. Lund Üniveristesi Solunum Hastalıkları Alerji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Leif Bjemer, 900 astım hastasıyla yapılan COMPACT ve 33 ülkede 1200 astım hastası ile yapılan IMPACT çalışmaları sonunda ‘‘montelukast’’ etken maddesinin hastaların yaşam kalitesini artırdığının belirlendiğini söyledi. Prof. Dr. Bjemer, geleneksel olarak hastalığın ileri safhalarında kortizon dozunun artırıldığını vurgulayarak şunları söyledi:
‘‘Yaptığımız klinik çalışmalar sonunda montelukast etken maddesinin tedaviye eklenmesinin, astım hastasının yaşam kalitesini etkileyen atakların ortadan kaldırılması bakımından, kortizon içeren ilaçların dozunun iki katına çıkarılması kadar etkili olduğunu ve daha hızlı etki gösterdiğini belirledik.’’

Astım krizleri

 

Astım krizi nedeniyle hastaneye yatırılan yetişkinlerin dörtte üçünü kadınlar oluşturuyor. Hastanede yatan ve yaş ortalaması 28 olan, 182 kadınla yapılan bir çalışmada, kadınların adet dönemlerinde hastaneye başvurdukları ortaya çıkmış.

Tüp gaz astıma neden oluyor

Çocuklarda görülen gaz sancıları, egzama, gıdalara özellikle yumurta ve süte karşı hassasiyetin, alerjik olabileceğini belirten uzmanlar, bu alerjilerin çocuklarda astıma yol açabileceğini açıkladılar.

 

UCB Pharma ilaç firması, alerji tedavisinde kullanılan yeni kuşak antihistaminik ilacı ‘Zyrtec’i hekimlere tanıtmak üzere toplantı düzenledi. Toplantıda alerji konusunda araştırmalar yapan bilim adamları, İngiliz Chase Farm Hospital Pediatri Bölümü adına Dr. Ian Pollock, İngiltere Aberdeen Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Garry Walsh ve Cenova Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Walter Canonica görüşlerini açıkladılar. ‘Atopik Çocuğun Erken Tanı ve Tedavisi’ konulu toplantıda konuşan Dr. Ian Pollock, 13 Avrupa ülkesinde 55 merkezde yürütülen ETAC (Atopik Çocuğun Erken Tedavisi) araştırması hakkında bilgi verdi. Dr. Pollock yaptıkları araştırmada ele aldıkları, gündelik hayatta alerji hastalığı bulunan çocukların astıma yakalanmasında neden olan etkenleri sayarken, sanayi bölgelerine yakınlık, evde sigara içilmesi, evde tüp gaz kullanılması, duvardan duvara halılar ve evde hayvan beslenmesi gibi etkenlerin dikkate alındığını bildirdi.

4 milyon astımlı

Astım çocuklukta erkeklerde, erişkinlikte kadınlarda görülüyor.

Hırıltılı hışıltılı soluma, göğüste sıkışma veya baskı hissi, nefes darlığı ve öksürük. Bunlar birçok hastalığın belirtisi olabilir. Yakınmalar tekrarlayıcı, nöbetler halinde ise; genellikle gece ya da sabaha karşı ortaya çıkıyorsa; kendiliğinden ya da ilaçla kayboluyorsa; mevsimsel değişkenlikler gösterse de alerji, ilaç, egzersiz ve virüs enfeksiyonları gibi bazı faktörlerle tekrar ortaya çıkıyorsa; o zaman astıma yakalandınız demektir.

Kalıtımsal ve çevre faktörlerinin etkisiyle ortaya çıkan bir hastalıktır astım hastalığı. Hastalığı toz, polen gibi alerjik maddeler, kedi-köpek tüyü gibi hayvansal alerjenler, hava kirliliği, tekrarlayan soğuk algınlıkları, mesleki etkenler, ilaçlar, besinler ve duygusal faktörler tetikler.

 

Peki hastaya ne olur? Ağız ve burundan başlayıp nefes borusu ile devam eden yolun adı hava yolu. Astım krizinde buradaki kaslar kasılır. Mukoza damarlardan dışarı sızan sıvı ve aşırı hücre birikmesi ile şişer. Salgı bezlerinden sümüksü bir salgı (mukus) salınır.

 

Astımlılarda hava yollarında mikrobik olmayan bir iltihap hep vardır. Bu iltihap bronşların iç yüzünü döşeyen örtüyü hasara uğratır. Bu bölgedeki sinir uçları açığa çıkar ve solunum yolları tüm uyarılara aşırı duyarlı hale gelir.

 

Ve hasta nefes darlığı çekiyor. Solunum yollarını genişletme tedavisi ise zaman zaman yetmiyor. Son olarak astımın hava yolu duvarında şişme, kızarıklık, salgı gibi mikrobik olmayan iltihabın yok edilmesi ile tedavi edilebileceği ortaya çıktı.

 

Astımlı Çocuk Fazla

 

Astıma dünyada en sık gelişmiş batı ülkelerinde rastlanıyor. Avrupa’nın beş ülkesinde 650’ye yakın aile ile yapılan araştırmaya göre; her dört aileden biri astımlı çocuklarına verilmesi geren ilaç ile astım nöbetini durdurucu ilaç arasındaki farkı bilmiyor. İyileştirici ilaçların hastalığı kontrol eden ilaçlardan daha fazla kullanıldığı da araştırma sonucunda bulunanlar arasında.

 

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) astımı günümüzde çocuklukta görülen hastalıkların en yaygını olarak tanımlıyor. Raporlarda dünyada her 10 çocuktan birinin astımlı olduğu vurgulanıyor. Yetişkinlerde bu oran yarıya iniyor. Hastalığın yaygınlaşma nedenleri ise henüz kesin olarak bilinemiyor. Neyse ki Avrupa Alerji ve Klinik İmmunoloji Akademisi’nin (AAKIA) araştırmasında 10 astımlı çocuktan dördünün hastalıklarını kontrol altında tutan ilaçları düzenli aldığı tespit edilmiş.

 

Düzenli Tedavi

 

Astımlı hasta sayısı ise son 30 yılda hızla arttı. Görülme sıklığı ülkeden ülkeye değişiyor. Avustralya ve Yeni Zelanda’da yüzde 10; Güneydoğu Asya, Kuzey Amerika Kızılderilileri ve Eskimolarda ise yüzde birden az görülüyor.

 

AAKIA tarafından temmuz ayında Brüksel’de düzenlenen bir toplantıda uzmanlar, astımın akciğerlerde bırakacağı hasarı azaltmak için tedavinin düzenli yapılması gerektiğini bildirdi. Toplantıda konuşma yapan Global Astım Girişimi Başkanı Prof. Dr. Jean Bosquet de ailelerin desteği olmadan astımlı çocukların doğru tedavi edilemeyeceğini söyledi.

 

Türkiye’de astım çocukluk döneminde yüzde 2.8-9.8 arasında değişirken erişkinde yüzde 5’in altında. Sahil kesimlerinden en sık Karadeniz Bölgesi’ndeki çocuklarda görülüyor. Türkiye’de de şehirde yaşamak, evde sigara içilmesi ve kedi-köpek gibi hayvan beslenmesi, bebeklikte emzirilmemek, ailede astımlı akraba olması önemli risk faktörlerinden. Çocuklukta erkeklerde, erişkin dönemde kadınlarda daha sık görülüyor.

 

ASTIMA DİKKAT

 

Astımlı hastalarla ilgili illerin üçte ikisi hakkında çalışmalar var. Çocuklarda astım bölgesel farklılık göstermek üzere yüzde 3-8, erişkinlerde 2-5 civarında. Türkiye’de yaklaşık 4 milyon dolayında astımlı tahmin ediliyor. Ağır astımlı sayısı ise yaklaşık 750-800 bin kişi.

 

Türkiye’de astım hastalarının çoğu öksürük, nezle, grip, nefes darlığı şikayetleri ile öncelikle pratisyen hekime başvuruyor. Göğüs hastalıkları uzmanlarına gelen astımlı hastaların yüzde 80’i pratisyen hekimler tarafından sevk ediliyor. Almanya’daki Türk çocuklarında astım sıklığı Alman çocuklara göre belirgin olarak daha az. Belçika ve İsveç’te erişkin Türk göçmenlerde ise bu hastalık Türkiye’den daha sık ve problemli olarak ortaya çıkıyor.

 

 

ASTIMI KONTROL ET

 

 

Hastalığı başlatan etkenlerden mümkünse uzak durun.

 

Astımın nasıl seyrettiğini, ilerlediğini kaydedin.

 

Belirtilerde bir değişiklik görülmesi halinde ne yapmanız gerektiğini öğrenin.

 

İlaçlarınızı doğru ve düzenli kullanın.

 

Bir nefes bir insan

 

Toraks Derneği Astım Çalışma Grubu’nun astımlı hastalar ile ilgili sayısal verilerdeki eksikliği gidermek amacıyla 11 ilde, 3 bin 300 hekim ve hastayı kapsayacak ‘‘Bir Nefes Bir İnsan Projesi’’ halen devam ediyor. Bu proje ile Türkiye çapında 8 bin kişiye ulaşılarak astım konusunda bilinçlendirilecek. Şu anda astım tedavisi gören ve düzenli ilaç kullanan hastaların 1/4’ünde ataklar, 1/3’ünde gece nöbetleri devam ediyor. Yine 1/3’ü günlük işlerinde astıma bağlı sorunlar yaşıyor. Ve tedavi ile tüm şikayetlerin ortadan kaldırılacağını bilmiyorlar.

Astım sürekli tedavi ister

Astım, solunum yollarının alerjik bir hastalığıdır. Nasıl ki cildimizde bir alerji oluştuğunda kızarıklık ve şişlik ortaya çıkarsa, solunum yolları da alerji yapan bir madde ile karşılaştığında kızarır, şişer ve salgısını arttırır. Bu da solunum için gerekli olan havanın giriş-çıkışını zorlaştırır. Bu durumda hasta, nefes darlığı ve öksürükten şikayet eder. Hastalığın belirtileri, solunum yolunun içindeki reaksiyonun şiddetine bağlıdır. Astım tedavisi için ilaçların sürekli kullanılmaları gerekir. Kullanılması gereken ilaçları ve bunların hangi dozlarda kullanılmalarının gerektiğini, hastayı muayene eden doktor belirler. Hastanın da alerji yapan maddelerden mümkün olabildiğince uzak durması gerekir. Örneğin, keskin koku, toz, duman, sis, çiçek tozu (polen) astımı olan kişilerin çoğunu rahatsız eder. Hastanın nelere karşı alerjisinin bulunduğunu, yapılacak alerji testleri de ortaya çıkarır. Akciğer hastalıklara ve alerji ile uğraşan merkezlerde bu testler yapılabilmektedir. Eğer şimdiye kadar böyle bir merkeze başvurmadıysanız, ev doktorunuzdan, sizi böyle bir merkeze sevk etmesini isteyebilirsiniz. Burada yapılacak tetkiklerden sonra sizi nelerin rahatsız ettiği ortaya çıkacaktır. Eğer bu tür maddeler işyerinizde bulunuyorsa, bazen iş değiştirmek de rahatlamak açısından yararlı olabilmektedir.

Kırsal kesim astıma karşı daha dirençli
Astıma, sanayileşmiş ve kentleşmiş bölgelerde, gelişmemiş yörelere göre daha sık rastlanıyor.

Londra Ulusal Kalp ve Akciğer Enstitüsü Göğüs Hastalıkları Bölümü Direktörü Prof. Dr. Peter Barnes, 100 yıl önce astım hastalarının sayısının daha az olduğunu olduğunu belirterek, ‘‘Bugün bile gelişmekte olan ülkelerdeki kırsal kesimlerde astım vakalarına çok az rastlanıyor’’ dedi. Astımın sanayileşmiş kentlerde daha sık görülmesinin nedeninin kesin olarak anlaşılamadığını söyleyen Prof. Dr. Barnes, ‘‘Örneğin, beslenmedeki değişiklikler, taze sebze-meyve tüketiminin azalması hastalığa zemin hazırlamış olabilir’’ diye konuştu. Çocukların enfeksiyona daha az yakalanmalarının da astım riskini artırdığını belirten Prof. Dr. Barnes şunları söyledi:

‘‘Enfeksiyonlar, bağışıklık sistemini güçlendirir. Enfeksiyonlarla vücut antremanlı olur ve astıma yakalanma riski de azalır. Sadece enfeksiyonlar değil, kirli çevre de bu anlamda yararlı. Örneğin çiftlikte, hayvanlarla beraber büyüyen çocukların astıma yakalanma oranları çok daha düşük.’’

Astıma yakalanma konusunda genetik risk bulunduğunu da söyleyen Prof. Dr. Barnes, ‘‘Genel popülasyonda astımın görülme sıklığı yüzde 8-10. Ancak anne ya da babadan birisinde astım olması halinde doğacak bebekte bu oran yüzde 20-30’a yükseliyor. Anne ve babanın her ikisi de astım hastası ise bu oran yüzde 60-70’lere çıkıyor’’ dedi.

Astımın çocuklarda yetişkinlere oranda çok daha sık görüldüğünü belirten Prof. Dr. Barnes, şöyle devam etti: ‘‘Astım sıklıkla 2-17 yaşları arasında ortaya çıkıyor.

Astımını tanı

Astım krizlerinin ortaya çıkma nedeni, şiddet derecesi, aralıklı veya devamlı oluşuna göre gruplandırılıyor:

Atopik astım

Genellikle çocukluk veya erken yetişkinlik çağında gelişiyor. Alerjiktir.

Non-atopik astım

Vakaların çoğunda, solunum yolu enfeksiyonlarından başka belirli bir uyarı bulunmaz. Hastalarda sıklıkla aspirine karşı alerji vardır.

Egzersize bağlı astım

Astım krizleri, fiziksel egzersiz yapıldıktan sonra ortaya çıkar.

Noktürnal astım Akciğer fonksiyonları, normal kişilere göre daha fazla dalgalanma gösterir. Birçok astım hastasında belirtiler geceleri şiddetlenir.

Her 4 çocuktan biri alerjik

Çukurova Üniversitesi (Ç.Ü) Tıp Fakültesi Pediatrik İmmünoloji- Alerji Bilim Dalı’nca, Adana’da çocuklardaki alerjik hastalıkların görülme sıklığını belirlemek amacıyla 6-16 yaş arasında, yüzde 48’i erkek, yüzde 52’si kız olmak üzere toplam 3 bin 164 çocuğu kapsayan bir araştırma yapıldı.

Farklı sosyoekonomik yapıya sahip bireylerin bulunduğu 5 ilköğretim okulunda gerçekleştirilen araştırma sonucuna göre, çocukların yüzde 12,6’sı astımlı. Çocukların yüzde 13,6’sında alerjik nezle, yüzde 8,3’ünde ise egzama var.

Tekrarlayan öksürük, nefes darlığı, hışıltılı solunum ve özellikle egzersiz sırasında göğüste sıkışma hissi ile kendini gösteren bir akciğer hastalığı olan astım, daha çok sigara içen ailelerin çocuklarında görülüyor. Araştırmaya göre astımlı çocukların yüzde 75’inin evinde sigara içiliyor. Ayrıca görülme sıklığı apartmanda yaşayanlarda, müstakil evlerdekilere göre daha yüksek.

Ç.Ü. Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Seval Güneşer Kendirli, başta astım olmak üzere alerjik hastalıkların görülme sıklığının çocuklarda son 10 yıl içinde çevresel faktörlerin de etkisiyle büyük artış gösterdiğini bildirdi.

Kendirli, Adana’daki sonuçların Türkiye genelinde yapılan diğer araştırmalarla benzer özellikler taşıdığına dikkati çekti. Yaklaşık her 4 çocuktan birinin alerjik bir hastalığı olduğunu belirten Kendirli, şöyle konuştu:

”Bu araştırmada, yaşam kalitesinde düşüşe neden olması nedeniyle özellikle astım üzerinde durduk. Türkiye’de toplam nüfusun yüzde 3’ü astımlı olmasına rağmen, çocuklarda bu oran yüzde 10’a kadar çıkıyor. Adana’da ise iklimden dolayı bu oranın yüzde 12’yi bulduğunu tahmin ediyoruz.”

Yüksek nem oranının hastalıkta tetikleyici bir faktör olduğunu belirten ve astımın uzun süre tedavi gerektiren bir hastalık olduğuna işaret eden Kendirli, bu durumdaki çocukların ailelerinin bilgilendirilmelerinin büyük önem taşıdığını anlattı. Kendirli, şöyle devam etti:

”Çocuğa yasaklar koymak, hastalıktan ve tedaviden nefret etmesine neden olur. Bu nedenle, astımlı çocuğa spor dahil her türlü aktivitede bulunmasına imkan tanınmalı, ancak bu kontrol altında olmalı. Astımlı çocuk da yaşamaktan zevk almalı ve diğer çocuklardan farkının olduğu ona hissettirilmemeli.”

Ayrıca aşağıdaki reçeteler de tedaviye yardımcı olacaktır.
300 gram inek sütü kaynatılır. Üzerine 300 gram soyulmuş sarımsak ilâve edilip; ateşten indirilir. Beklemeden 30 gram tereyağı eklenir. İyice karıştırılır, ılındıktan sonra  300 gram halis kestane balı eklenip, helva kıvamına gelinceye kadar karıştırılmaya devam edilir. Sonra, temiz bir tabağa konur. Her gün, 1 ceviz büyüklüğü kadar yenir. Üzerine su içilmez.

5 bardak suya; iyice yıkanmış 10 yaprak lahana konur. 15 dakika kaynatılır. Ateşten indirildikten sonra 6 çorba kaşığı süzme kestane balı ilâve edilir. Günde bir kere, 1 çay bardağı içilir.

Her gün, bir turp rendelenir. Suyu sıkılır, süzülür ve içilir. Arkasından 1 tatlı kaşığı kestane balı yenir.

2 adet havuç iyice yıkanır, soyulur, rendelenir ve suyu çıkarılır. Sonra, süzülüp, içilir. Üzerine, 1 tatlı kaşığı kestane balı yenir.

1 adet soğan önce soyulur, sonra çok ince doğranır. Üzerine 6 çorba kaşığı süzme kestane balı konur. Bir gece bekletilir. Her gün altışar saat ara ile 1 çay kaşığı içilir.

4 bardak suya; 1 tutam meyan kökü konur. Kaynatılır. Sonra, ince ve temiz bir tülbentten süzülür. Üzerine 2 çorba kaşığı süzme kestane balı ilâve edilir. Sabah, öğle ve akşam yemeklerinden sonra birer su bardağı içilir.

Birer çorba kaşığı nane, kekik, anason, karabiber ve çam fıstığı karıştırılarak havanda dövülüp ezilir. İki çorba kaşığı kestane balı ilave edilerek macun haline getirilir. Her gün 2 kaşık yenir.

4 bardak suya; 2 çorba kaşığı tere tohumu konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Suyuna, ılındıktan sonra 6 çorba kaşığı süzme kestane balı eklenir, iyice karıştırıldıktan sonra temiz bir şişeye doldurulur. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.

1 tatlı kaşığı hardal tohumu dövülerek toz hâline getirilir. Sonra 1 çorba kaşığı balla karıştırılarak yenir.

1 kahve fincanı yeni sıkılmış limon suyuna, 1 kahve kaşığı süzme kestane balı katıldıktan sonra içilir.
Bu terkip, bilhassa “Astım bronşial” için çok faydalıdır.