Kendi türünden ya da kendi türü dışındaki bir
canlıdan gen aktarılarak bazı özellikleri değiştirilen bitki, hayvan
ya da mikroorganizmalara “genetiği değiştirilmiş organizma” (GDO)
denilmektedir.
Günümüzde ticari amaçla tarımı yapılan başlıca
GDO tarım ürünleri soya, mısır,
pamuk ve kanola’dır. Biber, patates, domates, pirinç, buğday, balkabağı, ayçiçeği,
yerfıstığı, kasava ve papaya gibi ürünlere de genetik müdahalede
bulunulabilmektedir. Genetik müdahale çalışmaları henüz devam eden ürünler ise
muz, çilek, kiraz, kavun, karpuz, ahududu ve ananastır.
Sağlığa olumsuz etkileri
İskoçya Rowett Enstitüsü’nden Dr. Arpad Pusztai’ nin
GDO patates ile
beslediği farelerin tümünün iç organlarında küçülme, sindirim
sistemlerinde bozukluk, bağışıklık sistemlerinde çökme, kan
yapılarında bozulma ve mide çeperlerinde kalınlaşma görüldü.
Rusya Bilim Akademisi’nden Dr. İrina Ermakova’nın fareler üzerinde
yaptığı denemede GDO
soyayla beslediği farelerin yavrularının %55,6’sı doğumdan üç hafta
içinde öldü. Normal soyayla beslediği yavruların %9’u ve GDO’suz
gıdalarla beslediği yavruların ise sadece %6,8’i öldü. Ayrıca,
GDO soyayla
beslediği farelerin yavrularının %36’nın normal doğum ağırlığının
altında doğduğunu saptadı. Bu şaşırtıcı sonuçlar karşısında denemeyi
üç kez tekrarladı ve aynı sonuçlara ulaşınca Ekim 2005’te yapılan
bilimsel bir panelde sonuçları kamuoyu ile paylaştı.
Avusturya Tarım ve Sağlık Bakanlığı’nın finansmanı ile Viyana
Üniversitesinin geçen yıl yaptığı bir çalışmada ise
GDO gıdalarla
beslenen farelerin 3-4 nesil sonra büyük ölçüde üreme yeteneklerini
kaybettikleri belirlendi.
Canlılarda gen aktarımının başarılı olup olmadığının tespiti
amacıyla antibiyotik direnç genleri kullanılmaktadır. Bu genler
özellikle insan sindirim sistemindeki bakteriler tarafından
bünyelerine kolayca alınabilmektedir. Bu da insanda
antibiyotik direnci oluşturmaktadır. Bugün
GDO’ların anavatanı
ABD’de her yıl on binlerce kişi antibiyotik direnci nedeniyle
hayatını kaybetmektedir.
Son dönemde gelişmiş ülkelerin kamuoylarına yansıyan ve ABD’de
2009 yılının Mayıs ayında American Academy of Environmental Medicine
(AAEM) tarafından yayımlanan bir bildiride*,
GDO’lu ürünlerin hayvanlar üzerinde
araştırma sonuçları açıklanmıştır. Buna göre,
GDO’lu yemle
beslenen hayvanlarda yavru ölüm oranında artış, kısırlık, bağışıklık
sorunları, hızlı yaşlanma, insülin regülasyonunda değişim ve temel
organlar ve sindirim sisteminde değişime neden olabilmektedir.
Ayrıca, bu raporda GDO’lu
ürünlerle sağlık koşullarının bozulması arasında neden-sonuç
ilişkisi kurulmakta ve ABD’de insanların bozulan sağlığının başlıca
sorumlularından biri olarak GDO’lu
ürünler gösterilmektedir.

GDO’lu kısır tohumlardan elde edilen ürünler bitkilerin dışında
insanların kısırlaştırılması için de kullanılmaktadır. 2001 yılında
Kaliforniya’daki küçük bir biyoteknoloji şirketi olan Epicyte,
yiyen erkeklerin kısırlaşması için
bir sperm öldürücü içeriğe sahip, genetik
mühendisliği ürünü bir mısır geliştirildiğini açıklamıştır.
Epicyte’in geliştirdiği sperm öldürücü
GDO’lu mısır’ın, ABD Tarım
Bakanlığı tarafından finanse edildiğini duyurulur. Bu ürün şu anda
dünyanın en büyük GDO’lu tohum üreticisince üretilmektedir.
Alerji, astım ve iltihaplanma vakalarındaki artışla hayvanlar
üzerindeki deneylerdeki sonuçlar tutarlı görülmektedir. Büyük
olasılıkla toksin içeren genlerin yarattığı kaşıntı ve bağırsak
sorunları nedeniyle hayvan ölümleri gerçekleşmektedir.
Ancak ülkemizdeki bir kısım akademisyen, tıpkı biyo teknoloji
şirketleri ile yakın ilişkiler içinde olan
yurtdışındaki meslektaşları gibi
GDO’lu ürünleri
tüketmenin sağlık açısından hiçbir zararı olmadığını, hatta bazıları
işi daha da ileri götürerek GDO’lu
ürünleri yemenin daha sağlıklı olduğunu belirtmektedirler.
Kaliforniya Salk Enstitüsü Hücre Nörobiyolojisi Laboratuvarı
Başkanı Prof. David R. Schubert’in bir tıp dergisinde yer alan “GDO lu gıdaların insanları hasta yaptığına dair hiçbir kanıt yok, bu
gıdalar güvenli" söylemi son derece mantıksızdır ve doğru değildir.
Bu gıdaların güvenli olduğu görüşünü doğrulayan hiçbir veri yoktur.
Doğru dürüst epidemolojik çalışmalar olmaksızın pek çok zarar
saptanamaz. Bu yönde hiçbir çalışma yapılmamıştır. (The Problem with
Nutritionally Enhanced Plants, Journal of Medicinal Food, Vol.11,
No:4, August 2008)
GDO’lu ürünler
sınırlarımızdan geçtikten sonra onlardan kurtulmak
olanaksızdır. Sadece soya ve mısır yememek çözüm değil, zira bu iki
ürün yaklaşık 1600 gıda maddesi içinde
kullanılmaktadır. (Örneğin, mısır nişastası kullanılarak elde edilen
gıdalar, mısırdan elde edilen fruktoz şurubunun kullanıldığı
gıdalar, soya lesitininin kullanıldığı çikolatalar ve margarinler
gibi)
Bunlar da ilginizi çekebilir:
GDO: Ülke tarımına zararları
GDO Sağlığa Zararları
|