Bağlar Bal

Kestane Balı

Bağlar Bal  Kestane Balı özel bir baldır. Sabit arıcılık ürünü olduğundan tamamen yörenin kendine has aromasını taşır. beslenen kadınların tercihidir.
Bağlar Bal Kestane Balının sahip olduğu besleyici özellikleri nedeniyle insan sağlığı üzerinde olumlu etkilerini ailenin beslenmesini üstlenen kadınların bilmesi gerekmektedir.

Bal


Arıcılar için
uygulama

Android app on Google Play

Bağlar Bal - Sağlıklı Yaşam


GDO

 





Email Listesine Üye Olun    Özet Akışına Ücretsiz Abone Olun.

Bizi Takip Edin:

Facebook    Twitter

GDO

GDO : Sağlığa Zararları

GDO'ya Hayır!

Kendi türünden ya da kendi türü dışındaki bir canlıdan gen aktarılarak bazı özellikleri değiştirilen bitki, hayvan ya da mikroorganizmalara “genetiği değiştirilmiş organizma” (GDO) denilmektedir.

Günümüzde ticari amaçla tarımı yapılan başlıca GDO tarım ürünleri soya, mısır, pamuk ve kanola’dır. Biber, patates, domates, pirinç, buğday, balkabağı, ayçiçeği, yerfıstığı, kasava ve papaya gibi ürünlere de genetik müdahalede bulunulabilmektedir. Genetik müdahale çalışmaları henüz devam eden ürünler ise muz, çilek, kiraz, kavun, karpuz, ahududu ve ananastır.

Sağlığa olumsuz etkileri

 İskoçya Rowett Enstitüsü’nden Dr. Arpad Pusztai’ nin GDO patates ile beslediği farelerin tümünün iç organlarında küçülme, sindirim sistemlerinde bozukluk, bağışıklık sistemlerinde çökme, kan yapılarında bozulma ve mide çeperlerinde kalınlaşma görüldü.


 Rusya Bilim Akademisi’nden Dr. İrina Ermakova’nın fareler üzerinde yaptığı denemede GDO soyayla beslediği farelerin yavrularının %55,6’sı doğumdan üç hafta içinde öldü. Normal soyayla beslediği yavruların %9’u ve GDO’suz gıdalarla beslediği yavruların ise sadece %6,8’i öldü. Ayrıca, GDO soyayla beslediği farelerin yavrularının %36’nın normal doğum ağırlığının altında doğduğunu saptadı. Bu şaşırtıcı sonuçlar karşısında denemeyi üç kez tekrarladı ve aynı sonuçlara ulaşınca Ekim 2005’te yapılan bilimsel bir panelde sonuçları kamuoyu ile paylaştı.

 Avusturya Tarım ve Sağlık Bakanlığı’nın finansmanı ile Viyana Üniversitesinin geçen yıl yaptığı bir çalışmada ise GDO gıdalarla beslenen farelerin 3-4 nesil sonra büyük ölçüde üreme yeteneklerini kaybettikleri belirlendi.


 Canlılarda gen aktarımının başarılı olup olmadığının tespiti amacıyla antibiyotik direnç genleri kullanılmaktadır. Bu genler özellikle insan sindirim sistemindeki bakteriler tarafından bünyelerine kolayca alınabilmektedir. Bu da insanda antibiyotik direnci oluşturmaktadır. Bugün GDO’ların anavatanı ABD’de her yıl on binlerce kişi antibiyotik direnci nedeniyle hayatını kaybetmektedir.


 Son dönemde gelişmiş ülkelerin kamuoylarına yansıyan ve ABD’de 2009 yılının Mayıs ayında American Academy of Environmental Medicine (AAEM) tarafından yayımlanan bir bildiride*, GDO’lu ürünlerin hayvanlar üzerinde araştırma sonuçları açıklanmıştır. Buna göre, GDO’lu yemle beslenen hayvanlarda yavru ölüm oranında artış, kısırlık, bağışıklık sorunları, hızlı yaşlanma, insülin regülasyonunda değişim ve temel organlar ve sindirim sisteminde değişime neden olabilmektedir. Ayrıca, bu raporda GDO’lu ürünlerle sağlık koşullarının bozulması arasında neden-sonuç ilişkisi kurulmakta ve ABD’de insanların bozulan sağlığının başlıca sorumlularından biri olarak GDO’lu ürünler gösterilmektedir.

GDO Yeme


GDO’lu kısır tohumlardan elde edilen ürünler bitkilerin dışında insanların kısırlaştırılması için de kullanılmaktadır. 2001 yılında Kaliforniya’daki küçük bir biyoteknoloji şirketi olan Epicyte, yiyen erkeklerin kısırlaşması için bir sperm öldürücü içeriğe sahip, genetik mühendisliği ürünü bir mısır geliştirildiğini açıklamıştır. Epicyte’in geliştirdiği sperm öldürücü GDO’lu mısır’ın, ABD Tarım Bakanlığı tarafından finanse edildiğini duyurulur. Bu ürün şu anda dünyanın en büyük GDO’lu tohum üreticisince üretilmektedir.

Alerji, astım ve iltihaplanma vakalarındaki artışla hayvanlar üzerindeki deneylerdeki sonuçlar tutarlı görülmektedir. Büyük olasılıkla toksin içeren genlerin yarattığı kaşıntı ve bağırsak sorunları nedeniyle hayvan ölümleri gerçekleşmektedir.


Ancak ülkemizdeki bir kısım akademisyen, tıpkı biyo teknoloji şirketleri ile yakın ilişkiler içinde olan yurtdışındaki meslektaşları gibi GDO’lu ürünleri tüketmenin sağlık açısından hiçbir zararı olmadığını, hatta bazıları işi daha da ileri götürerek GDO’lu ürünleri yemenin daha sağlıklı olduğunu belirtmektedirler.

Kaliforniya Salk Enstitüsü Hücre Nörobiyolojisi Laboratuvarı Başkanı Prof. David R. Schubert’in bir tıp dergisinde yer alan “GDO lu gıdaların insanları hasta yaptığına dair hiçbir kanıt yok, bu gıdalar güvenli" söylemi son derece mantıksızdır ve doğru değildir. Bu gıdaların güvenli olduğu görüşünü doğrulayan hiçbir veri yoktur. Doğru dürüst epidemolojik çalışmalar olmaksızın pek çok zarar saptanamaz. Bu yönde hiçbir çalışma yapılmamıştır. (The Problem with Nutritionally Enhanced Plants, Journal of Medicinal Food, Vol.11, No:4, August 2008)

 
GDO’lu ürünler sınırlarımızdan geçtikten sonra onlardan kurtulmak
olanaksızdır. Sadece soya ve mısır yememek çözüm değil, zira bu iki ürün yaklaşık 1600 gıda maddesi içinde kullanılmaktadır. (Örneğin, mısır nişastası kullanılarak elde edilen gıdalar, mısırdan elde edilen fruktoz şurubunun kullanıldığı gıdalar, soya lesitininin kullanıldığı çikolatalar ve margarinler gibi)


Bunlar da ilginizi çekebilir:

GDO: Ülke tarımına zararları

GDO  Sağlığa Zararları

Özel Arama

Site Düzenlemesi
BaglarBal

Ürünler ile ilgili bilgiler sadece bilgilendirme amaçlı olup, kullanımına yönelik hiç bir taahhüt ve tavsiye yerine geçmez.
Copyright © 2008-2010 Bağlar Bal 

Kullanım Sözleşmesi I Gizlilik Bildirgesi I İade ve Garanti

Sağlık Bilgileri