|
|
|
|
|
■
Bal ve Sağlık |
|
|
ARIŞTIRMA-Derleme Review-APICULTURAL RESEARCH Uludag Bee Journal August 2004 127 BALIN İNSAN SAĞLIĞINDAKİ YERİ ve ÖNEMİ Honey As Important Food for Human Health Barıs SÖNMEZ Uludağ Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Besin Hijyeni ve Teknolojisi A.B.D. 16059, Bursa, TURKEY Özet: Bu derlemede, genel olarak balın insan sağlığındaki yeri ve öneminden bahsedilmiştir. Balın beslenmemizdeki yeri, mikroorganizmalar üzerine antimikrobiyal etkisi, antioksidatif etkisi, sindirim ve sinir sistemine sağlamıs oldugu yararlar, göz, diş ve deri hastalıklarının tedavisinde kullanımı ile ayrıca kanser ve tümör hücrelerine karşı olumlu etkileri üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Tedavi, Sağlık, Bal Abstract: In this review article, generally the importance of honey in human health has been discussed. Honey in our nutrition, antimicrobial effects on micro-organisms and antioxidative effects, benefits on gastrointestinal system and nervous system, application of medical treatment of eye, teeth and skin diseases and effects on cancer and tumor cells have been emphasized. Key Words: Treatment, Health, Honey GİRİŞ Bal, bal arıları tarafından salgılanan invertaz enzimi ile bitki nektarlarından üretilen tatlı, aromatik ve visköz bir şurup olarak tanımlanmaktadır (Akpınar 2002). Balı ilk defa kimin, ne zaman ve nasıl bulduğu bilinmemekle birlikte, araştırmalar İspanya’da Valencia eyaletinde bulunan Arona magarasının duvarında bal toplayan kız resminin 16 bin yıl öncesine ait olduğunu göstermektedir. Kendi tarihimize baktığımızda, Kasgarlı Mahmut’un açıklamalarına göre Türkler ilk zamanlar balı “arı yağı” olarak tanımlamışlar, sonraları Batı Türkleri tarafından günümüzde kullanılan adıyla “bal” demeye başlamışlardır. Balın Anadolu’da beslenmede önemli rol oynadıgı kesindir. Çatalköy duvar süslemelerinde çiçekler ve üzerlerindeki böcek resimleri günümüzden 8- 9 bin yıl öncesinde bile Anadolu’da balın arılar tarafından çiçeklerden toplandığının bilindiği ve beslenmede önemli bir yer oluşturduğunun göstergesidir (Ötles 1999). Tarih boyunca bala hekimler tarafından ayrı bir önem verilmiştir. Romalı hekimler, balın çok kuvvetli bir panzehir oldugunu, Hippokrates balın hava ve suya eş değerliliğini, Mısırlı, Yunanlı, Arap hekimler de balın çesitli göz, ruh ve sinirsel hastalıklarda yalnız veya bitkilerle karıştırılarak yapılan şurup veya merhem şeklinde kullanıldığını belirtmişlerdir (Brown 2000). BALIN İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNE ETKİLERİ Antimikrobiyal Etkisi Balın insan saglıgı üzerine etkileri ile ilgili olarak yapılan bir çok çalısmada, özellikle hastalıklara karşı etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Balın antimikrobiyal etkisinin, yüksek molarite, düsük rutubet ve asidik karakterde olmasının yanısıra yapısında bulundurdugu hidrojen peroksit, flavonoidler ve fenolik asitten kaynaklandığı bilinmektedir. Bu özellikleri sayesinde bal, insanlarda hastalık oluşturan bir çok bakteri için uygun olmayan bir ortam oluşturmaktadır. Antibiyotiklere karsı dirençli oldugu bilinen Meticilin’e dirençli Staphylococcus aureus (MRSA) bakterisinin bal içersinde yıkımlandıgı araştırmalar sonucunda tespit edilmistir (Dixon 2003). Yapısının % 80’ini fruktoz ve glikozun oluşturdugu balların 21 çesit bakteriye ve özellikle Escherichia coli, Staphylococcus aureus, Klebsiella pneumoniae ve Pseudomonas aeruginosa’ya karsı inhibe edici etkisi olduğu glukoz ve fruktoz oranının % 40’a kadar düşürülmesi ile Gram pozitif ve Gram negatif birçok bakteriye (Escherichia coli, Salmonella gibi) inhibe edici etkisinin devam ettigi ortaya konulmustur (Tomoi, Miyata 2000). Mansour’un yapmıs oldugu bir araştırmada, balın patojen mikroorganizmalarının vejetatif formlarından baska, spor formlarına da etkili olduğu ve bu sayede özellikle Clostridium botulinum’un spor formlarını yok edebildiği bildirilmistir (Mansour 2002). Bir diğer çalısmada, balın 7 tip mikroorganizma (Escherichia coli O157:H7, Salmonella typhimurium, S. sonnei, Listeria monocytogenes, Staphylococcus aureus, Bacillus cereus) üzerine katalaz enzimi ile birlikte etkileri araştırılmış, sonuçta balın bu bakterilerin gelişmesini yavaşlattığı ve özellikle Bacillus cereus’un üremesini tamamen durdurduğu, Staphylococcus aureus, Listeria monocytogenes ve Shigella sonnei’nin üremesinin engellenmesinde % 25 oranında başarılı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bu çalısmada, koyu ve açık renkli ballar kullanılmıs olup, koyu renkli balların açık renkli ballara göre gıda kaynaklı patojenlerin üremesini önleyici etkilerinin daha fazla olduğu da bildirilmiştir (Taormina ve ark. 2001). Weston ve arkadaşlarının yaptıkları çalısmada, balın antimikrobiyal etkisini yapısında bulunan benzoik asit, sinamik asit ve flavonoidlerle sağladığı ve bu kimyasal bileşenlerin antibiyotik etkisine sahip oldugu tespit edilmistir (Weston ve ark. 1999). Antioksidatif Etkisi Balın bir diğer özelliği de antioksidatif etkisidir. Bu etki sayesinde insanları, oksidatif olaylar sonucunda oluşabilecek bir takım rahatsızlıklara özellikle kansere, kardiyovasküler kollapsa ve şeker hastalığına karşı koruduğu bildirilmektedir. Balın antioksidatif etkisi, yapısında bulundurduğu tokoferol, askorbik asit, flavonoidler ve diger fenolik – enzim bileşenleriyle (glukoz oksidaz, katalaz, peroksidaz) sağlanmaktadır (Takeshi ve ark. 2001). Mamary ve arkadaşlarının yapmış oldugu çalışmada, balın yapısında bulunan fenolik bileşenlerin antioksidatif etkiye sahip olduğu ve balın hastalara sulandırılıp kademeli olarak arttırılarak verilmesi ile antioksidatif etkisinin arttıgı ortaya konulmuştur (Mammary ve ark. 2002). Bir diger çalısmada, balın hekimlikte mide mukozasını zararlı etkilere karsı korumak ve oksidasyona engel olmak için kullanılan sucralfat ve allopurinol ile aynı etkiye sahip oldugu bildirilmiştir (Mobarak, Swayeh 1997). Sindirim Sistemine Etkisi Yapılan çalısmalarda, balın sindirim sistemi hastalıklarına iyi geldiği ortaya konulmuştur. Özellikle mide ülserinin etkeni olarak gösterilen Helicobacter pylori’nin gelişimi üzerine inhibe edici özelliği olduğu ve hastalığın gerilemesinin sağlandıgı bildirilmektedir (Çakmak 2001). Balın oral olarak tavşanlara verilmesi sonrasında, gastrointestinal sistemlerinde bulunan glisirizin ve gliseritik miktarlarının azaldıgı tespit edilmiştir (Ching ve ark. 2002). Bir diğer araştırmada, balın hastalara oral yolla verilmesi ile, vasküler permeabilitede olumlu etkilerin gözlendigi sonucuna varılmıştır (Mobarak ve Swayeh 1997). Soğuk balın midedeki asit sekresyonunu stimüle ederken, aksine sıcak balın asit sekresyonunu inhibe ettiği dolayısıyla, midede yüksek asidite sonucunda ülserleşmenin ortaya çıkmasına engel oldugu bildirilmektedir (Kasianenko ve ark. 2002). Mahgoup ve arkadaşlari, deneysel olarak 4 gün boyunca kolitli farelere bal verip, sonrasında alınan biyopsi örneklerinin biyokimyasal ve histopatolojik incelemelerinde, balın kolitiste gözlenen asetik asit indirgemesine karşı etkili olduğunu ve kolitisteki yıkımlanmanın azaldığını saptamışlardır (Mahgoup ve ark. 2002). Gharzouli ve arkadaslarının yapmış oldugu bir çalışmada glukoz, fruktoz, sukroz, maltoz ve bal oral yolla farelere verildikten sonra yapılan histopatolojik incelemelerde, mide lezyonlarının korundugu, kanlı mide lezyonlarında büyük oranda iyileşme sağlandığı ve mide asit içeriginin düzeldigi tespit edilmiştir (Gharzouli ve ark. 1998). Bunların yanısıra asidoza engel olması, yağ sindirimini kolaylaştırması, iştah açması, bağırsak hareketlerini düzenlemesi bakımından balın sindirim sistemi üzerinde olumlu etkileri bulunmaktadır (Akpınar 2002). Beslenmedeki Önemi Balın, sindirim olayının gerçekleşmesinde doğrudan etkili olup diğer gıda maddelerinin daha iyi emilmesini sağladığı bunlardan yararlanma oranını arttırdığı bilinmektedir. Bu nedenle gelişme bozukluklarında, hastalık ve nekahat dönemlerinde alınması oldukça yararlı olacaktır. Yapılan bir çalışmada, Lazio bölgesindeki bazı balların insan yasamı ve gelişmesi için gerekli olan sodyum (76 µg/g), kalsiyum (51 µg/g), potasyum (39.3 µg/g), magnezyum (4 µg/g) ve demir (9.4 µg/g) mineralleri yönünden zengin oldugu tespit edilmiştir (Conti 2000). Besleyici özelliğinden yararlandığımız bal özellikle çocuk beslenmesinde önemli bir yere sahiptir. Anne ve inek sütünde yetersiz olan demirin, bal yenmesi ile vücut için gerekli olan ihtiyacı karşılanabilmektedir. Ayrıca bal insanların günlük gereksinimleri olan C vitaminini yeterince içermektedir. Kahvaltıda alınan 50 g bal, günlük bağırsak boşaltılmasını düzenlemekte bunun yanında çocukların öksürük, bronşit, yaz ishalleri ve bağırsak tembelliğine karşı da yararlı etki göstermektedir (Günes 2003).
Göz Hastalıklarına Etkisi Balın, göz hastalıkları üzerine de etkisinin oldugu, özellikle gözün irinli akıntısında, mikrobiyal kornea ülserlerinde, blepharitis, kataral konjuktivit ve kornea enfeksiyonlarında tedavi amaçlı kullanılabilecegi bildirilmistir. Yapılan bir çalışmada, allerjik rhino konjuktivit’e karsı etkisi incelenmiş ve balın kullanılmasıyla bu rahatsızlığın bulunduğu kişilerin % 20’sinde olumlu etki yaratarak hastalık semptomlarının azaldıgı görülmüstür. Ayrıca balın topikal olarak hiperozmotik ajan seklinde göz bölgesine sürülerek, anteriör ve posteriör ısın tedavisi ile birlikte kullanılmasının korneal ödem rahatsızlıklarına iyi geldiği bildirilmiştir (Mansour 2002). Ağız, Diş ve Deri Hastalıklarına Etkisi Yapılan çalısmalarda, balın özellikle periodontal hastalıklara, ağız ülserlerine ve diger birçok ağız problemlerine iyi geldigi tespit edilmistir. Dislerin çürümesine neden olan etkenlerden Streptecoccus mutansa’nın üremesine karsı bazı balların engelleyici etkisinin oldugu bildirilmistir. Yine balın topikal olarak derinin üzerine uygulaması ile kepege ve deri rahatsızlıklarına karsı etkili oldugu ortaya konulmustur (Waili 2001). Alcaraz ve Kelly çalışmalarında, bacaklarda mikrobiyal enfeksiyon sonucu meydana gelen ülserlere karşı balın etkili oldugunu tespit etmiş ve etki mekanizmasının balın patojen bakterilerin ortamda üreme ve gelişmesini engellemesi sayesinde gerçekleştirdiğini bildirmiştir (Alcaraz ve Kelly 2002). Ayrıca, yara iyileşmesinde kullanılan balın, yaranın kesilmeye uygun olmayan bölgeye sürülmesi ile, ikincil bir kesme işlemine gerek duyulmadan temizleyici etkisinden yararlanıldığı da bilinmektedir (Molan 1999). Bir diger çalısmada, balın deri iltihaplarında, nekrotik dokularda ve ödemlerin iyilesmesinde önemli rol oynadığı, granülasyon ve epitelizasyon olaylarında etkili olduğu tespit edilmistir (Tonks ve ark. 2001). Sinir Sistemi Rahatsızlıklarına Etkisi Balın, sinir sistemi üzerine en büyük etkisi sedatif ve antidepresan özelliginden kaynaklanmaktadır. Arastırmalar sonucunda, balın agresiflige, depresyona, bas agrısına, uyku problemlerine iyi geldigi, insanı sakinlestirdigi tespit edilmistir (Günes 2003). Kanser ve Tümör Hücrelerine Etkisi Balın yapısında bulunan 5-floracil ve siklofosfamid’den kaynaklanan laboratuar farelerinin beyin tümör hücrelerine antimetastazik etkisinin olduğu araştırmalar sonunda saptanmıstır (Gribel ve Pashinskii 1990). Bir çalısmada, kekik balının maymun böbrek hücrelerinden izole edilen Rubella virus üzerine etkili olduğu ve gelişme gösteren tümörler üzerine topikal olarak uygulandıgında tümörün gelişmesini yavaşlattıgı tespit edilmiştir (Zeina ve ark. 1996). Orofaringeal bölge kanserine karsı radyoterapi ile radyoterapi ve topikal olarak bal kullanımının karşılaştırıldığı çalışmada, bal ile birlikte yapılan radyasyon uygulamalarının sağaltımda daha başarılı sonuçlar verdigi tespit edilmiştir (Biswall ve ark. 2003). Hamzaoğlu ve arkadaşlarının yapmış olduğu çalışmada, deney farelerinde oluşturulan yaralara tümör implantasyonları yapıldıktan sonra, tümördeki gelisme incelenip, gelisme gösteren tümörlerin üzerine sürülen balın tümör gelişimine karşı yavaşlatıcı etki gösterdiği görülmüştür (Hamzaoğlu ve ark. 2000). Ayrıca balın sahip oldugu antimutajenik etkisi sayesinde Trp-p-1 karsinojenik hücrelerin gelişmesine engel olup, yavaşlattıgı bildirilmiştir (Wang ve ark. 2002). Yapılan bir diğer çalışmada ise, balın % 6-12’lik hazırlanan solusyonlar halinde hastalıklı doku içerisine veya oral olarak uygulanmasının idrar kesesi kanserine karşı olumlu etkileri oldugu, özellikle T-24, MBT-2, RT- 4, 253-J tümör hücrelerinin büyümesini yavaslattıgı bildirilmistir (Swellam ve ark. 2003). Kullanılan Bazı Balların Sağlık Üzerine Etkileri 1- Ihlamur balı: Sinir yatıstırıcı, uykusuzluk giderici özelligi olup güzel kokulu ve açık renklidir. 2- Nane balı: Bagırsak gazlarını önleyici, kolitleri çözücü, pankreas salgısını söktürücü, sindirimi kolaylastırıcı özelligi olan bu bal, uçucu yaglar yönünden zengindir. 3- Kusdili balı: Karaciğer hastalıklarını iyileştirici, sindirim bozukluklarını düzeltici özelligi vardır. 4- Portakal balı: Yatıştırıcı ve kramp çözücü özelliklere sahiptir. 5- Kestane balı: Kalp çarpıntısına ve yüksek tansiyona karsı olumlu etkileri vardır. 6- Çam balı: Diüretik olarak ve solunum sistemi rahatsızlıklarında kullanılır. 7- Kızıl yonca balı: Diareyi önler, diüretik ve solunum sistemi rahatsızlıklarına olumlu etkileri vardır. 8- Okaliptus balı: Solunum sistemi rahatsızlıklarında kullanılır (Simics 1998). SONUÇ Bal, geçmisten günümüze, yaşamın her döneminde ve bilimin çesitli dallarında tedavi ve beslenme amaçlı kullanılmaktadır. İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılda alternatif tıp alanında balın kullanımı ve öneminin her geçen gün arttıgı bilinmektedir. Tıbbın babaları diye adlandırılan Hippokrates ve Asklepiades’in bal hakkındaki söylevleri de bunları kanıtlayacak niteliktedir. Balın sahip oldugu besleyici değer ve tedavi edici özellikleri nedeniyle insan sağlığı üzerinde olumlu etkilerinin anlatılması, iyi üretim teknikleri uygulayarak kaliteli bal üretiminin sağlanması ve insanlar tarafından tüketiminin arttırılması gerekmektedir. KAYNAKLAR Akpınar, A. 2002. Bal Beslenme Dergisi, S: 5-10, U. Ü. Ziraat Fakültesi Gıda Müh. Bölümü, Bursa. Alcaraz, A., Kelly, J. 2002. Treatment of an infected venous leg ulcer with honey dressing. Br Journel Nurs. 11-24; 11(13). 859-870. Biswal, BM., Zakaria, A., Ahmad, A. NM. 2003. Topical aplication of honey in the manangement of radiation mucositis. Support Care Cancer.11(4), 242-248. Brown, R. 2000. Honey royden brown’s bee hive product bible. 123-133. Ching, H., Hou, YC,. Hsiu, SL., Tsai, SY., Chao, PD. 2002. Influnce of honey on the gastrointestinal metabolism and disposition of glycyrhizm and glycyrhetic acid in rabbits. Biol Pharm Bull. 25(1): 87-91. Conti, M. E. 2000. Lazio Region honeys: a survey of mineral content and typical parameters. Food Control. 459-463. Çakmak, _. 2001. Apiterapi. Uludag Arıcılık Dergisi 2. 16-18. Dixon, B. 2003. Bacteria can’t resist honey. The Lancet Infectious Deseases. Vol 3. 116. Gharzouli, K., Gharzouli, S.M., Khennouf, S. 1998. Prevention of ethanol – induced gastric lesions in rats by natural honey and glucose – fructose – sucrose – maltose mixture. Pharmacological Research. 151-156. Gribel, N., Pashinskii VG. 1990. The antitumor properties of honey. Vapor Onkol. 36 (36): 704-709. Günes, N. 2003. Balın bilesimi ve kullanım alanları. 2. Marmara Arıcılık Kongresi Bildiri Kitabı. 225. Yalova. Hamzaoglu, I., Sarıbeyoglu, K., Durak, H., Karahasanoglu, T., Bayrak, I., Altug, T., Sirin, F., Sarıyar, M. 2000. Protective covering od surgical wounds with honey impedes tumor implantation. Arch. Surg. 135 (12): 1414-7. Kasianenko, VI., Selezneva, E., Markarova, NV.2002. Effect of warm and cold honey solutions on acid-forming function of the stomach. Article in Russian. Mahgoup, A. A., Medany, AH., Hagar., HH., Sabah., DM. 2002. Protective effect of naturel honey against acetic acid – induce colitis in rats. Trop Gastroentoral. 23 (2): 82-87. Mamary, M. A., Meeri, A., Habori, M. 2002. Antioxidant activities and total phenolics of different types of honey. Nutrition Research. 22. 1041-1047. Mansour, M. A. 2002. Epithelial corneal oedema treated with honey.Clinical and Experimental Opthalmology.30. 141-142. Mobarak, A., Swayeh. 1997. Naturel Honey Prevents ethanolinduced increased vascular permeability changes in thr rat stomach. Journal of Ethnopharmacology. 55. 231- 238. Molan, CP. 1999. Why honey is effective as a medicine it’s use in modern medicine. Honey research unit. New Zealand. 80-92. Ötles, S. 1999. Balın Tarihçesi, Saglık Açısından Önemi ve Kullanım Alanları. Gıda Teknolojisi. Ankara. Simics, M.1998. Bee Venom. Exploring the healing power. 55- 58. Swellam, T., Miyanaga, N., Onozawa, M., Hattori, K., Kawai, K., Shimazui, T., Akaza, H. 2003. Antineoplastic activity of honey in an experimental bladder cancer implantation model: in vivo and in vitro studies. International Journal Urology. 131-139. Takeshi, N., Mizuho, S., Reiji, I., Hachiro, I., Nobutaka, S. 2001. Antioxidative activities of some commercially honeys, royal jelly and propolis. Food Chemistry. 237- 240. Taormina, P. T., Niemira B. A., Beuchat, L. R. 2001. Inhibitory activity of honey against foodborne pathogens as influenced by the presence of hydrogen peroxide and level of antioxidant power. International Journal of Food Microbiology. 69. 217-225. Tomoi, S., MD., Miyata, G. 2000. The nutraceutical benefit, part 3: Honey. Nutritional Pharmaceutical. 16: 468- 469. Tonks, A., Cooper, R. A., Price, A. J., Molan, P. C., Jones, K. P. 2001. Stimulation of TNF _-release in monocytes by honey. Academic Press. 241-243. Waili, A,. 2001. Therapeutic and prophylactic effects of crude honey on chronic seborrheic dermatitis and dandruff. Eur Journal Res. 30;6(7): 306-308. Wang, XH., Andrae, L., Engeseth, NJ.2002. Antimutagenic effect of various honeys and sugars against Trp-p-1 J. Agrie Food Chem. 6;50 (23): 6923-8. Weston, R. J., Mitchell, R. K., Allen, L. K. 1999. Antibacterial phenolic compenents of New Zealand manuka honey. Food Chemistry. 295-301. Zeina, B., Othman, O., Assad, S. 1996. Effect of honey versus thyme on Rubella virus survival in vitro. J. Altern Complement Med. 2 (3): 345-348
Ana sayfaya dön
|
|
|
|